ÖZ VE GÖRÜNTÜ

Prof.Dr.Çetin YETKİN

Bir şeyi şey yapan, onun kendine özgü yapısı ve bu yapıyı oluşturan öğeleridir. Bu gerçek, en açık ve kesin biçimde maddi evrende gözlemlenir. Bir madde, belli atom ve moleküllerin belirli bir düzen içinde bir araya gelmeleriyle varlık kazanır. Bunlardan biri ortadan kalktığında ya da başkası ile değiştiğinde o madde de başka bir maddeye dönüşür. Aynı gerçek, toplumsal ve siyasal yaşamda da geçerlidir. Bir toplumsal veya siyasal kurum ya da kuruluş onu oluşturan öğelerin ortaya çıkardığı yapısı başka bir şeye dönüşmedikçe özgün biçimiyle varlığını sürdürür.

Başka bir şeye dönüştükçe de o kurum ya da kuruluş olmaktan çıkar. Örneğin, bir konut edindirme kooperatifi, yapısı gereği üyelerine konut edindirmekle tanımlanır. Ama eğer üyelerine konut sağlayacağı yerde, onları dolandırırsa artık ona “konut edindirme kooperatifi” denemez. Ancak, bu noktada bir şeye dikkat etmek gerekir: Toplumsal ve siyasal kurum ve kuruluşlar kendi başlarına yaşama geçmezler; onları onun adına çalışan ve davranan kişiler yaşama geçirir. O nedenle de, bunların özgünlüklerini yitirerek başka bir şeye dönüşmeleri ancak bu kişilerin amacından sapan davranışları ile olur. Deminki örneğimizde dolandırıcılığı yapan, kooperatifin tüzel kişiliği değil, bu tüzel kişilik için çalışanlardır.

Bir başka örnek olarak bir hekim düşünelim. Ondan beklenen hastasını sağlığına kavuşturmak için çalışmaktır. Bunu yapacağı yerde bilinçli bir biçimde hastasını öldürürse ya da öldürmeye kalkışırsa artık o kişinin “hekimlik” niteliği sona ermiş olur. Ya da bir ana bebeğine kol kanat gereceği, onu her türlü tehlikeden koruyacağı yerde, sokak ortasında ölüme bırakıp giderse, artık ona ana denmez. 

Herkesin bildiği gibi, insanların Tanrı’dan sonra sığındıkları yer, adalettir, mahkemelerdir. İnsan, hakkını “Allah’a havale” etmeden önce adaletten yardım umar. Adalet ise yargıçların ve savcıların eliyle yaşama geçer. Şu halde, adaletin adalet olması için savcı ve yargıçların “adalet” kavramının gerektirdiği biçimde davranmaları gerekir. Bunun için ise, savcı “savcı”, yargıç “yargıç” olmalıdır. Savcı, savcı olma, yargıç yargıç olma niteliklerini yitirirse, onlara artık “savcı” ya da “yargıç” denemez. Biçimsel olarak öyle gözükebilirler ama artık özleri başka bir şeye dönüşmüştür.