Kaan TURHAN

 

FETHULLAH’IN ‘YANKEE’ FAALİYETLERİ: PKK TASFİYESİ ‘KÜRDİSTAN’IN İNŞAASI

 

 

Kaynak: Fethullah Gülen internet sayfası http://tr.fgulen.com/

 

Ergenekon tertibinin önemli ayaklarından birisi olan PKK’nın tasfiyesi ve Kürdistan’ın ilânı için potansiyel muhalefeti sindirmek önemli görünmektedir. Bu süreç hem PKK’nın, üst yapılanması KCK’nın (Koma Civaken Kürdistan), AKP’nin, Barzani ve Talabani’nin ve en başta Amerikan yönetiminin uzlaşmasını sağlamıştır. Ergenekon’la birlikte de bu uzlaşmanın sonuçlarını görerek, Amerikancı uzlaşma operasyonunu bozacak niteliklere sahip aydınlar da zindanlara gönderilmiştir. PKK’nın tasfiyesi için uluslararası Kürt konferansı önemli bir adım olarak beklenmektedir. Ortadoğu’yu Amerikan penceresinden ve mürekkebinden okuyan Cengiz Çandar’ın sözleriyle: “PKK’nın silahlı mücadele yürütmesinin zemini kalmadı. Bu gerçeği giderek PKK’lıların önemli bir bölümü de anlamaya başladı. Bu idrak, PKK’nın silahsızlandırılması bakımından yeni bir ortam oluşturuyor… Erbil’de Irak, İran, Suriye, Avrupadakiler ve Türkiye’deki Kürt partileri bir konferans toplayacaklar ve mevcut şartları göz önüne alarak, PKK’ya artık silahları bırakması çağrısını yöneltecekler. Bu fikir, özellikle, Mesut Barzani’ye ait ve söz konusu konferans onun inisiyatifle ve Türkiye’nin bilgisi ve hatta ‘yeşil ışığı’yla toplanacak. Celal Talabani, türkiye’nin Kürtlerinin sabırlı olması gerektiğini, sorunun zaman içinde, adım adım, bir anlamda ‘evrimsel’ gelişmelerle çözüm rotasına gireceğini ve kendilerinin de buna destek olacağını söylüyor.”[1] Text Box:

Amerikan onaylı tasfiye hareketi için yoğun diploması trafiğinde AKP’nin ana karargâhı ve kâbesi Amerika önemli yer tutuyor. Bu doğultuda, Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Emekli Orgeneral James Jones, Dışişleri Bakanlığının iki numaralı ismi Bakan Yardımcısı James Steinberg, ABD’nin özel Orta Doğu temsilcisi George Mitchell, İran, Güneybatı Asya ve Körfez özel temsilcisi Dannis Ross ve Temsilciler Meclisi Dışişleri Komistesi başkanı Howard Berman’la bir araya geldikten sonra basın toplantısı yapan Ahmet Davutoğlu: “Obama yönetimiyle, hemen hemen bütün konularda tutumlarımızın örtüştüğü intibaını edindik. Türkiye’nin Ortadoğu, Kafkaslar ve Afganistan’daki dış politika aktivitesi, muhataplarımızca takdirle karşılandı[2] diyerek, Amerikan dış politika siyasetini benimsediklerini beyan etmiş oldu.

PKK’nın tasfiyesi konusunda konsensüs sağlandı. Bu iş bitti. Belki de ilk kez PKK konusunda hem uluslararası kamuoyu, hem bölge ülkeleri, hem Bağdat hem de Kuzey Irak yönetimi ortak bir tavır alıyor. Bu durum, ‘terörle mücadele koordinasyonu’ örneğinde olduğu gibi daha önceki girişimlerin çok ötesinde bir gerçekliktir. Tasfiye kararı verildi, süreç çok önceden başladı.[3] Kürt yönetiminin tanınması meselesi, ilk kez 5 Kasım 2007’deki Bush-Erdoğan görüşmesinde gündeme gelmişti. ABD, PKK’ya karşı Türkiye’ye destek vereceğini, bunun karşılığındaysa Türkiye’nin Kürt yönetimini tanıması gerektiğini şart koşmuştu. Bu görüşmeden sonra özellikle askeri alanda ABD, Türkiye’ye ciddi destekler vermişti. Anlık istihbarat paylaşımı, Türkiye’nin hava saldırıları ve Zap’taki kara harekâtı gibi bir çok gelişme bu görüşmenin sonuçları olarak karşımıza çıktı. Bu desteğe karşılık olarak Türkiye de kademeli bir biçimde Irak ve Bölgesel Kürt Yönetimi’yle ilişkiler geliştirmişti. Barzani’yle geliştirilen görüşmeler; Irak hükümeti, Kürt yönetimi ve Türkiye’nin PKK’ya karşı birlikte Erbil’de oluşturdukları Komuta Merkezi oluşumu; Talabani’nin Türkiye’ye gelmesi ve Türkiye’ye açıktan destek sunması; Türkiye’nin de en üst düzeyde, Cumhurbaşkanlığı düzeyinde Kürtleri muhatap alması… Bütün bu gelişmeler, Bush-Erdoğan görüşmesinden varılan anlaşmanın sonuçları olarak karşımıza çıkıyor…ABD’nin, Kerkük’ün Kürt Bölgesi’ne bağlanmayacağını garanti etmesinden sonra Türkiye’yle Kürt Yönetimi arasındaki temel ‘çatışma’ noktası olarak

PKK ve Kürt sorunu kalıyor. ABD’nin burada devreye koyduğu formülse: ‘Türkiye’nin Kürt Yönetimi’ni resmen tanıması, bunun karşılığındaysa Kürt Yönetimi’nin PKK’ya karşı Türkiye’yi desteklemesi’ oluyor. Gelinen aşamada, Talabani’nin PKK’ya silah bırakacak ya da Irak’ı terk edecek açıklaması ve Gül’ün resmen Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni tanıması, uzlaşmanın vardığı düzeyi gösteriyor…Türkiye ve Kürt Yönetimi’nin belli bir uzlaşma düzeyine yakalamış olması, ABD’nin PKK’yı tasfiye planının yürürlükte olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor. Bu plansa Henri J. Barkey’in ‘Kürdistan Üzerinde Çatışmayı Önleme’ başlığıyla Obama’ya sunduğu raporla biçimleniyor. Bu planın esasında, ‘PKK’nın silah bırakması, yönetici kadrosunun herhangi bir ülkeye ilticacı olarak gönderilmesi, geriye kalanlarınsa Türkiye’ye teslim olması, bunun için de Türkiye’nin af çıkarması ve kültürel alanda bazı adımlar atması[4] olarak özetlenebilecek konular bulunuyor. KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan’ın dillendirdiği gibi: “Kuzey’den bir karşı kesim oluşturma, Güneylileri bu anlamda daha çelikli hale getirme yine seçimlerde alacakları sonuçla ‘terör var, artık terörü bir biçimde tasfiye etmemiz gerekir’ diyerek uluslararası güçlerden alacakları destek temelinde hareketimize karşı bir imha operasyonunu geliştirme hesapları var.”[5] DEP Genel Başkanlığı yapan ve Özgür Gündem Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini üstlenen Yaşar Kaya: ‘PKK, ABD ve AB’nin dostluğunu kazanmalı’ diyerek, ekliyor; ‘Gizli örgütler, silahlı mücadeleler devri kapandı. Kürt silahlı ayaklanmasının miadı doldu. Önşartsız silah bırakması en doğru yoldur PKK için[6]


[1]     Cengiz Çandar, Celal Talabani’yla PKK’nın Silahsızlandırılmasına Dair.., Radikal, 18.03.2009.

[2]     Hürriyet, 20.03.2009.

[3]     İbrahim Karagül, Bu İş Bitti, PKK’nın Tasfiyesi Tamam!, Yeni Şafak, 25.03.2009.

[4]     Yılmaz Akgün, Gül’ün Açıklamaları Ne Anlama Geliyor?, Özgür Gündem, 25.03.2009.

[5]     Yeni Özgür Politika, 12.03.2009.

[6]     Hasan Cemal Kuzey Irak’ta, Sol, 03.05.2099.

 

Yazının tamamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin 132. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarına ulaşmak için tıklayınız)

   

   

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.