Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

Kitap Tanıtım

‘SİVİL ÖRÜMCEĞİN SENDİKAL BOYUTU…’

 

 

Orhan ÖZKAYA

Yazarın Önceki Yazıları

Terörürün Kara Örtüsü

Türk sendikal hareketinin emperyalist ağın tuzağına düşerek zehirli örümceğin kollarında nefessiz kalması, işçi sınıfının savaşımını oksijensiz bırakmaktadır. Hareketi ‘Çağdaş Misyonerler’, havasız bırakmakta etkin rol oynamaktadır. Bu misyonerlerin şimdilik aşılması da olanaklı görünmemektedir. Konuyla ilgili olarak ‘Toplumsal Çözüm Yayınları’ndan 2007 yılında ‘Sivil Örümceğin Sendikal Bo yu tu’ dizisinden çıkan ‘Çağdaş Misyonerler’ kitabı, Yıldırım Koç’un son derece ayrıntılı ve belge içerikli bir çalışmasını kapsamaktadır. Büyük bir suskunluğa gömülmüş olan işçi sınıfı, sınıf kavgasından uzaklaştırılarak uluslararası emperyalist işçi örgütlerinin zehirli ağında can çekişmekte, toplumsal etkinliği, sorumluluğu sıfırlanmış durumdadır. Sadece ücret sendikacılığı yapan sendika lordlarının elinde, ülke sorunlarından, ulusal yaklaşımlardan uzak durmaya yönlendirilmektedir. İşte Yıldırım Koç’un kitabında, bu açıdan olaylara yaklaşarak, işçi sınıfının ulusal ölçekte ülke sorunlarına katılması ve bunun bir vatanseverlik olduğu vurgulanıyor. Emperyalist kıskacın sürmesinin baş çelişki olduğu, bu çelişki kavranmadıkça, ne işsizliğin ne de işçi haklarının, sendikacılığın yerli yerine oturacağı anlatılmaktadır. Enternasyonel işçi savaşımının, ulusal bilinçle donatılmadan hiçbir işe yaramayacağı ve sonunda emperyalizmin kıskacında eriyeceği dünya sınıf mücadelesinin tarihi sürecinde açığa çıkmış bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Y.Koç, çok sayıda emperyalizmin hizmetinde olan uluslararası sendikanın dökümünü yapmakta ve bunların Türkiye’deki faaliyetlerini, işbirlikçi taşeronlarını ortaya koymakta. AAFLI (Asya Amerika Hür Çalışma Enstitüsü), AİD (Uluslararası Kalkınma Örgütü- Agency for İnternational Development, ITUC (Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu), ETUC (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu), GUF (Küresel Sendika Federasyonu), ILO (Uluslararası Çalışma Konferansı), WFTU (Dünya Sendikalar Federasyonu) gibi daha birçok uluslararası sendika yerli taşeron sendikalarla işbirliği içersindedir. Emperyalist sendikalar kendi devletleri, sermayedarları ve işçileriyle ‘sosyal ortaklık’ kurmuşlar, çıkar birliği yapmışlardır. Bu işbirliği çeşitli anlaşmalar ve yapılanmalarla kurumsallaşmıştır. ‘Ekonomik Sosyal Konsey’ şeklindeki yapılanmalar gibi… “Eğer emperyalist sömürü ve yağma varsa, sermayedar sınıf sömürü kaynaklarını çeşitlendirdiği için kendi işçi sınıfını sömürmede daha ‘insancıl’ davranabilmekte ‘sosyal devlet’ aracılığıyla emperyalist sömürüden elde ettiği kaynakların bir bölümünü kendi işçi sınıfının ve ulusunun bütününe aktarabilmektedir” diyerek emperyalist ülke işçi ve tüm halkın Vietnam’daki katliamları nasıl sineye çekerek kendi çıkarının ardına düştüğünü; yine Irak ve Afganistan’da bir buçuk milyon insanın katledilmesi karşısındaki duyarsızlığının nedeninin altında yatan gerçekleri bu ilişkiye bağlamaktadır.

Vietnam savaşından çıkartılan derslerden sonra, 1983 yılında NED (Ulusal Demokrasi Vakfı-National Endowment for Democracy) adı altında bir kuruluş oluşturulmuştur. Bundan sonraki çalışmalar CİA ve ABD devleti destekli emperyalist çıkarların en ayrıntılı bir biçimde gözetilmesine yönelik ve hataya izin vermeyecek ölçekte yapılmaya yönelikti. Vakfın parasal yönden desteklediği örgütler: Amerikan Kürt Derneği, Kürdistan İnsan Hakları Örgütü, Türkiye Helsinki Yurttaşlar Meclisi, Türkiye Ve Sosyal Araştırmalar Vakfı ve KADER, Uluslararası Cumhuriyet Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler İçin Ulusal Demokratik Enstitü gibi örgütlerdir. Bütün bu faaliyetlerin Soros ile de ilgisi bulunmaktadır. Ülkemizde, emperyalistlerin ana hedefi olan; Türkiye’de azınlık yaratma, ırkçılık ve mikro milliyetçiliğe destek verme, dini kimliğin öne çıkmasına olanak sağlayacak girişimlerine, Kıbrıs’taki Rum taleplerine destek çıkmalarına, Ermeni soykırım yalanlarına, ekümeniklik ve Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili girişimlere karşı Türk sendikacılığının tavır koyması ülke ve kendi çıkarları açısından vazgeçilmez bir zorunluluktur. (Çağdaş Misyonerler, s. 180) Ülkemizde: Sendikasız işçiler ve memurlar, işsizler, emekliler, küçük esnaf ve sanatkarlar, küçük çiftçiler, ulusal sanayiciler ile emperyalistlerin çıkarları temelden çelişmektedir. ( a.g.y., s. 182) Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi bugün tüm eksiklerine karşın çok önemli bir bilinç ve deneyim birikimine sahiptir. Bunun kanıtı da işçi sınıfının bütün bölücü kuşatmaya karşın direnebilmesi ve bu dayatmaları yenmesidir. Bu gün ülkemizin varlığına, bütünlüğüne, yeraltı, yerüstü varlıklarına saldırılmakta olmasına karşın işçi sınıfı halkımızın vatan mücadelesindeki yerini her türlü kışkırtmaya ödün vermeden katıl maktadır. Ancak mevcut sendikacılık hareketinin anti-emperyalist ve ulusalcı bir seçenekle program üreterek savaşım vermesi ve sivil sendikal örümcek ağını yırtması sağlanmalıdır. Böyle bir yolun ancak işçi sınıfının tabanının yazgısını başka ellere bırakmamasına, bilinç birikimiyle ulusal güçlerle kuracağı itti faklarla bu engeli ortadan kaldırmasına bağlıdır.

 

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.