Yazarın Önceki Yazıları

Ulusalcı, Devrimci Yurtsever Bir Buluşma...

Gün Doğarken Geceden...

Atatürk’ün Bıraktığı Yerden

“Kürt Sorunu” mu Dediniz

  Gelin Birlikte Çözelim

Seçimleri Cumhuriyet  

  Yürüyüşleri  Kazandı

“Ilımlı İslam”mış

Yeniden Kurtuluşa Doğru

10.Yıl Marşımız

10 Kasımlar Hesap Verme Günleridir

Terör

Köprüden Önce Son Çıkış –

  Yerel Seçimlerde CHP’li

  Olmak

Yürüyüş Uzun Sürecek

Cumhuriyetin Akıl Çağı Yeniden

Çağdaş Bir Türkiye İçin Aklını Ve

   Bayrağını Yanında Tut

Bursa Nutku’ndayım

Kemalist Devrim Yeniden

Baykalisttan Genel Başkanıyla

  Konuştuk

 

Yetkin ARÖZ

 
 

CHP İÇİN AÇILIM ZAMANI

 

 

Gerçeği görmek, gerçeği görüp çözüm üretmek akılcılıktır. Görmezliğe gelmek, onu sapmalara uğratarak üstünü örtmeye kalkışmak, kurnazlıktır. Kurnazlığın içeriğinde karşısındakini aldatmak, zaman kazanmak, böylece bir oyuna getirme hesabı yatar. Hile ile yakın akrabalığı vardır.

AKP iktidarının genel tanımı, sürdürdüğü açılımlarının gizli-açık içeriği budur.

Şu görünüme bir bakın: Kapitalist sistem, yeni dünya düzeni adı altında küreselleştirdiği sömürü düzeni kendi batağına sapladı. Öğretileri, gerçekleri ters yüz etmeleri, her şeyi kendi çıkarlarına göre biçimlendirmeleri, dünyayı sürekli yoksul ve umarsız bırakmaları sonunu getiriyor. Şimdi dünyayı daha da batırmak için kendi kurtuluşlarını arıyorlar.  Dış kapının dış mandalı Türkiye bu gerçeği göreceğine, akılcı yöntemlerle kendi çözümlerini üreteceğine kurnazlığa sapıyor, gerçeğin üstünü örtmeye çalışıyor. Başka türlüsü olası değil AKP için. Sistemin ülkemizdeki batış, batırılış çizgisi o.  Önce, “kriz var mı?” söylemine tutunuyor, Alev bacayı sardığında “kriz bize dokunmaz!” diyor, daha sonrasında “teğet geçer!” demeği sürdürüyor. Hiçbiri tutmuyor, erime sürüyor. Kurnazlıkla, halkını oyalayıp işini yürütmekle kurgulu kafa gündem değiştirmeye bakıyor...

Boğazına kadar batmış, iler tutar yeri kalmamış ekonomi politikaları, siyasal sapmaları, Türkiye’yi tanınmaz hale getiren düzeni “açılımlara” sardırıyor kendini. Gerçek  gündemi bir süre daha kaçıracak gözden. Gelecek günlerde demokrasi dışına daha da açılarak “yasal” önlemlerini tezgahlayacak… Dış odaklarca daha önceden  paketlenmiş açılımları  dökülüyor ortalığa: Kürt açılımı demokrasi açılımı oluyor. Ermeni sorununun açılımsız açılımı onu izliyor. Kıbrıs öteden beri açıldıkça açılıyor… ABD ve AB yeni Sevr açılımına büyük desteğini esirgemiyor. AKP İktidarı ve yetiştirilmiş taşeronları dört elle sarılıyorlar bu tuzaklara. Halkın ve Muhalefetin  büyük tepkisi, ordunun kırmızı çizgileri oyunu bozuyor. Açılımı “açmaya” güçleri yetmediğinden yutkunmalarını sürdürüyorlar. Çünkü çok iyi biliyorlar ki sonlarını getirecek bu açılımlar… ABD ve yandaşı AB, öteden beri sürdürdüğü politikalarını artık saklayamazlaşıyor. Çünkü bekleyecek zamanları kalmadı. AKP iktidardayken bir an önce bitirmeleri gerekiyor işlerini. Ortadoğu’yu yeniden biçimlendirmek, uzak doğu sömürüsünün önünü açık tutmak için Türkiye’yi  vurucu güç olarak yanında istiyor; Türkiye’den koparacağı toprak parçalarıyla uydu Kürt devletini biçimlendirip, Ortadoğu da ikinci bir İsrail karakolu açmayı hedefliyor!  Ermeni devletine ödün üstüne ödün vermemiz,  başta Azerbaycan olmak üzere komşu ülkelerle olan dostluk bağlarımızı iyice kopartmamız, etkisiz ve yetkisiz  bir düşman ülke  konumuna gelmemiz de bu kapsam içinde yer alıyor... AKP’nin hesapladığı ise çok daha sıradan, iktidarını bir süre daha uzatmak, amacına hizmet edecek işleri kotarmak, ülkeyi daha da çıkmazlara uğrattığında  sonunu hazırlamak…

Artık bu bir gerçek, bunun “paranoyası” yok. Gözle görünüyor. Tepkiler büyüdükçe büyüyor. Siyasi partiler, sendikalar, kitle örgütleri, onun toplumsal birikimleri bu gerçeklikle yüzleşmeye, çözüm üretmeye yöneliyor. Çünkü Türkiye, yeni bir Kurtuluş Savaşı evresinde, yerini belirliyor. bir odakta toplanma arayışlarını, yönelmelerini sürdürüyor.

 

CHP’DE AÇILIM ZAMANI

Kökleri Kurtuluş Savaşına uzanan, savaşın sonuçlarını ve sorumluluğunu büyük ölçüde üzerinde taşıyan bir cumhuriyet partisi CHP. Üyelerinin bir büyük kesimi o duyarlıklardan geliyor bugünlere. Tedirgin ve kaygılı. Partisinden beklentileri var. Genel Başkanı da kurmayları da görüyor bu gerçeği. Artık giderek renksizleşmiş, temel doğrularını gölgelemiş, “sözde” demokrasinin suyuna gitmeyi yeğlemiş politikalarla yürütmek olası değil ülkeyi. Çembere alınmış Türkiye. Artık muhalefet olmayı yeter görmek de olası değil! “Olmak ya da olmamak” dönüşümünde. Toplumsal koşullar, kitlesel tepkiler bastırıyor. ABD ve AB’ye dost görünmenin, AB’ye “onurlu” girmelerinin politikaları yürümez artık! Sel suları gibi sürükler partiyi. Tavır koymak, yerini açıkça belli etmek kaçınılmaz.

CHP, AKP’nin “açılım” tuzaklarına gelmedi, cumhuriyetimize sahip çıkan ulusalcı, yurtsever, çağdaş bir tutum sergiledi. Köklerine döner oldu. İşbirlikçiler, yalaka basın ve emperyalizmin paralı askerleri ne derlerse desin sonuç değişmez! Çünkü bu bir varoluş çizgisi… Bütün çelişkilerini en aza indirerek, ağaçtan öte ormanı görerek bir adım daha öne çıkma zamanı CHP’nin. Sahte açılımlar, tuzak açılımlar CHP’yi gerçek atılımlara doğru çekiyor.  Önümüzdeki ateşten gömlek günlerin genel geçer politikalarını kısa ve uzun vadeli süreçlerini ana çizgileriyle üyelerine, sempatizanlarına, yanı sıra seçmenlerine sunma aceleciliğini göstermelidir. Bu bağlamda ilk adım olarak parti içi seçimleri katılımcı bir çizgiye taşımalıdır. Durağan örgütünün kapılarını yeni seçmenlerin eylemli katılımlarına açmalıdır. Örgütü  “seçimlik örgütten” belirleyici örgüte dönüştürecek tüzüksel “açılımı” başarmalıdır. Önümüzdeki aylarda yapılacak olan Belde, ilçe, il ve kurultay seçimlerini bir iktidara yürüyüş şölenine çevirmelidir. Düşlerde kalan katılımcı demokrasinin önünü açmak, Türkiye demokrasisinin önünü de  açmak anlamına gelecektir. Tersi bir tutum tarihsel bir fırsatı çarçur edecektir.

Ertelenmez ve yitirilmemesi gereken bir çıkış yoludur bu. Aynı  zamanda Türkiye’nin çıkış yoludur.  Bir düş gibi ama, CHP, geçmiş yıllarda çoğu kendinden koparak yeni partiler oluşturan cumhuriyetçileri de açılımına katmanın yollarını bulmalıdır. Giderek sağda-solda yer alan ulusalcı yurtsever devrimci çizgiyi ortak bir noktada toplayarak çağdaş Türkiye’nin iktidarına yürümelidir. Ayrılıkçı tuzakların, dinci sapmaların önünü kesmelidir! Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi sipere birlikte girilecektir. Hitler faşizmine karşı Fransa’nın kurtuluş savaşına katılan Komünist Aragon’un dizeleri bir kez daha duyumsanmalıdır:

Düşman kapıya geldiğinde

Delidir kendi davasını güden

Çünkü tetik çekildiğinde

Dinli de dinsiz de

Aynı şekilde ölecektir.

(Yücel dergisinden, Vedat Günyol-Orhan Burian çevirisi, anımsayan Başaran)

Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.