Yazarın Önceki Yazıları

Türkiye'nin Açılımı

Sosyal Demokrasi Ve CHP

CHP İçin Açılım Zamanı

Ulusalcı, Devrimci Yurtsever Bir Buluşma...

Gün Doğarken Geceden...

Atatürk’ün Bıraktığı Yerden

“Kürt Sorunu” mu Dediniz

  Gelin Birlikte Çözelim

Seçimleri Cumhuriyet  

  Yürüyüşleri  Kazandı

“Ilımlı İslam”mış

Yeniden Kurtuluşa Doğru

10.Yıl Marşımız

10 Kasımlar Hesap Verme Günleridir

Terör

Köprüden Önce Son Çıkış –

  Yerel Seçimlerde CHP’li

  Olmak

Yürüyüş Uzun Sürecek

Cumhuriyetin Akıl Çağı Yeniden

Çağdaş Bir Türkiye İçin Aklını Ve

   Bayrağını Yanında Tut

Bursa Nutku’ndayım

Kemalist Devrim Yeniden

Baykalisttan Genel Başkanıyla

  Konuştuk

 

Yetkin ARÖZ

 
 

AYIKLAMALAR… DURULANMALAR...

 

İçine düştüğümüz toplumsal çalkantı aklımızı, bilincimizi dağıtmaya, bir kör uçuşa doğru teslim olmaya itiyor bizi. Toz duman içindeyiz. Kurdun dumanlı havayı sevmesi boşuna değil. Bu oyunu kurgulayanların en büyük korkuları, halkın uyanması, olup bitenlerin ayrımına varması. Bütün çıkarları aldatma, yanıltma, yutturma üzerine kurulu. anlaşılırsa bir punduna getirip sıvışacaklar. Geriye  kendileri gibi olanları bırakacaklar güçleri yeterse. Bir oldu bitti içinde yanlış kararlara varmamızı, en azından tepkisiz kalmamızı, kendilerine hizmet eder olmamızı, bizim gibi sömürülen halkların yanında yer almaktan uzak durmamızı istiyorlar. Sağduyu eksikliği demokrasi olarak konuyor önümüze. Saptırmanın her türlüsü geçerli sayılıyor.

Yaşadığımız günler; açlığın, yokluğun, işsizliğin, eğitimsizliğin, bayrakları dalgalandırmaların, şehit cenazelerinin büyüttüğü tepkilerde sislerini dağıtmanın günleri. İçten dıştan kuşatma altında olduğumuz algısı “sivil itaatsizliği” tetikliyor,  başkaldırıyı, direnmeyi, kendini savunma örgütlüyor, giderek kitleselleştiriyor.

Adına “Batı” dediğimiz, kurtulmak için Kurtuluş Savaş verdiğimiz emperyalist sömürünün başını bu kez ABD çekiyor. AB eski köklerini oluşturuyor. Teslimiyeti ya da yeni bir kurtuluş savaşını dayatıyor bize. Dayatmanın tarihsel ucu Atatürk’ün ölümüne, İkinci Dünya Savaşı’nın bitiş yıllarına kadar uzanıyor. Sömürü  çarkları o günlerden bugünlere geliyor.  Sevr yeniden gün sayıyor.

Her şey ortada: Ulusal birliğimizin, cumhuriyet değerlerimizin, bizi biz eden  kimliğimizin varoluş felsefesi sömürgeci ülkelerin çıkarlarıyla çatışıyor. ABD ve AB  sömürü çarklarını kendine  siyasal İslam adını veren AKP iktidarına taşıttırıyor. “Ilımlılıkları” biat etmiş olmalarından, emperyalizmin dümen suyunda gitmeyi önceden  kabul etmiş olmalarından geliyor.

Ülkemizi karıştıran “Kürt açılımı-demokrasi açılımı” bir ABD projesi bilindiği gibi. Sorunlarımızın çözümünü yanlış yerlerde yanlış odaklarda arattırıyor. Demokrasiyle, özgürlüklerle, Kürt kökenli yurttaşlarımızın yaşam düzeylerini yükseltmekle bir ilgisi yok.  Tam  bir tuzak. Kan gölüne döndürdükleri Irak’ı parçalara ayırttıktan sonra elde kalan Kürt aşiretlerine uydu bir devlet kurdurmayı, Türkiye’den aldığı topraklarla yine Türkiye’nin korumasında Ortadoğu’daki çıkarlarını, Uzak Doğu’ya açılımlarını güvence altında tutmaya çalışıyor. “Açılımları” bin yıllık Türk-Kürt birlikteliğinin ulus olma birikiminde  sorunlarını çözme akılcılığını göstermeleri  yerine kardeş kavgasını, Türkiye’nin parçalara ayrılmasını, etkin bir bölge devleti olmasının önüne geçilmesini öngörüyor. Aynı açılım paketlerinde “barış” adı altında Ermenilere toprak vermemiz, komşularımızla düşmanlaşmamız, Kıbrıs’ı elden çıkarmamız,  topraklarımızda “insan hakları, özgürlükler, barış” kılıfları altında çeşitli egemenlik alanları oluşturmalarına göz yummamız tezgahlanıyor.

Şaşmaz kuraldır. Bir ülke güçten düşer, emperyalistlerin borç batağında ekonomisini, bağımsızlığını yitirir, kendi yurdunda Truva atlarının oluşmasına, işbirlikçilerin söz ve karar sahipliğine gelmesine, aydın adını alan okumuşların sürüleşen ihanetlerine tepkisiz ve etkisiz kalırsa başına gelmedik kalmaz. Ayrılıkçı, dinci yuvalanmaların üstesinden gelemez. Üstümüze atılan soykırım yalanlarının karşısına dikilemez, soykırımcı emperyalistlerin elinde kendini sorgulama durumunda bırakır. Cezalandırılmak, bedel ödettirilmek tuzağına düşürülür.

Kim bilmiyor ki, “Kürt sorunu” dediğimiz olgu cumhuriyetimizin Osmanlı’dan devraldığı bir ortaçağ kalıntısı toprak düzenine dayanır. Feodal beyleri, aşiretleri, ağaları, şıhları, şeyhleri, benzer kümelenmelerini tarihin çöp sepetine atmadıkça ne Kürt kökenli yurttaşlarımız ne Türkiye doğru dürüst soluk alır. Temel çözümü toprak reformunu yapmak, topraksız köylüğe toprak dağıtmak, üretim-tüketim kooperatifleriyle beslemek, eğitim-öğretim ayağını bu yapı üstünde kurmaktır. Türkiye’nin yüz akı Köy Enstitüleri bu yapı oluşturulamadığı için kurban verilmiştir.

Bugünkü “Kürt açılımını” sürdürenler, demokrasi ve özgürlük kavgası vermede öne çıkanlar feodal düzenle iç içe geçmişlerdir. İçlerinde bir bölümü toprak beyidir, çeşitli partilerde milletvekilidir. Demokrasimizi temsil etmektedir, dokunulmazlıkları vardır. Kısacası özgürlük ve demokrasi isteyenlerin büyük çoğunluğu toprak reformuna, Kürk kökenli yurttaşlarımızın ekonomik güç oluşturmasına, çocuklarının eğitilmesine, gerçekten “ümmet olmaktan yurttaş” olma erkine kavuşmasına karşıdır. Cumhuriyetimizin en büyük düşmanları bu karanlık yapıdır. Onlarca yıldan beri uluslaşmanın, çağdaş değerlere ulaşılma uğraşlarının en büyük engelidir. Dış güçlerin ayrılıkçılık tuzağına, dinci sapmalara yataklık etmektedir. Halkımızın geri kalmışlık çemberi kırılamamaktadır. Cumhuriyet tarihimizin toplumsal süreçlerinde Atatürk ve arkadaşlarının, İsmet İnönü’nün toprak reformu yapma çabaları ve uğradıkları engeller bellidir. Geleceğimiz için iyi bir birikim, deneyim kaynağıdır. Arşivlerimiz toprak reformu üzerine yapılan çalışmalarla doludur. Ve artık toplumsal koşullar toprak reformunun demokratik dönüşümünü hazırlamaktadır.

“Kürt sorunu” üzerine çalışmalar yapmış, raporlar hazırlamış, demokrasimize öncülük görevini sürdürmüş  CHP’nin “Doğu-Güneydoğu sorununu” çözmeye karşıymış gibi gösterilmesi büyük bir haksızlıktır, karşı propagandadır. CHP; ABD’nin AKP eliyle gündeme koyduğu  sözde “Kürt Açılımı” projesi yerine Türkiye’nin gerçek  “Kürt Açılımı” projesi olan toprak reformunu bir çözüm olarak toplumun önüne koymalıdır. Bu  uğurda her türlü çabayı göstermeli, hem önümüzün açılmasını sağlamalı hem de kitlesel gücünü arttırmalıdır. Kuşkusuz ki  Kemalist devrim ilkeleri ve 6 Ok’un kurtuluş reçetesi  kalkınmamızın çıkış felsefesini yeniden oluşturacak, karşı devrimin sonunu getirecek, cumhuriyetimizin yoluna devam etmesini sağlayacaktır.       

Google
Del.icio.us
Yahoo

Digg

Facebook
StumbleUpon

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.