Y.A.R. MÜDAFAA-İ HUKUK YAYINLARI KİTAPLARI TÜM KİTAPÇILARDA            KİTAP KAMPANYASI DEVAM EDİYOR            Yayınlanmasını istediğiniz yazılarınızın e-posta veya bilgisayar disketi ile gönderebilirsiniz.            ABONELERİN AÇIK AD VE ADRESİNİ, NE KADAR SÜREYLE ABONE OLDUKLARINI FAKS VEYA POSTA İLE LÜTFEN BİLDİRİRİNİZ             MÜDAFAA-İ HUKUK'UN ESKİ (2005-2006-2007-2008 YILLARINA AİT)SAYILARINA %50 İNDİRİMLİ SAHİP OLABİLİRSİNİZ !...             

YENİ SAYI

DERGİ ARŞİVİ

| 2010 | 2009  | 2008 | 2007 | 2006 | 2005 | 2004 | 2003 | 2002 | 2001 | 2000 | 1999  | 1998 | 1997

 

 GEÇEN SAYI

 

 

Yazarlarımızdan Yargıtay C. Onursal Başsavcısı Vural SAVAŞ, "Ulus Devletimizi Parçalama Projesi"ni Nisan 2007'de yazmıştı.

İŞTE O YAZI...

ULUS DEVLETİMİZİ PARÇALAMA PROJESİ


 

 
   
 
1 2 3 4 5 6  
 

 

Prof.Dr.Çetin YETKİN'in Kaleminden

Akdeniz Üniversitesi Dosyası

Gül’ün Akdeniz Üniversitesi Rektörü İsrafil Kurtcephe

 

 

Yazarlarımızdan Emekli Hakim Alb. MSB (E) Başhukuk Müşaviri M.Emin DEĞER, 2005'te bugünkü Kürt Açılımı'nı yazmıştı.

 

 

TAYYİP ERDOĞAN VE DÜŞÜNDEKİ CUMHURİYET  (SİSTEM)

 

Bölüm-1  Bölüm-2

 

VE YİNE 2005'TE  Y.A.R. MÜDAFAA-İ HUKUK OLARAK SORMUŞTUK

 

SAYIN BAŞBAKAN,

NE YAPTIĞINIZIN FARKINDA MISINIZ?

 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sözümona aydınları huzuruna kabul ettiğinde ilk kez “Kürt sorunu”ndan söz etmiş. Ülkeyi yönetmek durumunda olan birinin böylesi bir yanılgı içinde olması Türkiye için büyük talihsizliktir. Çünkü, “Kürt sorunu” demek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşların devletle, Türkler’le aralarında “sorun” olması demektir. Başbakan, böyle dediğinde gerçekten de acaba toplam nüfusun ancak 1/7’sini oluşturan Kürt kökenli vatandaşların toplam sermayenin %40’ına sahip olduğunu bilmiyor muydu? Bu “sermayedarlar”ın devletle, Türkler’le bir sorunu olduğunu kim öne sürebilir?

 

Yazının devamı >>

Su Alp TİGİN

R.T. Erdoğan Hiç Değişmedi

  • Dün “Osmanlı eyalet sistemine geçilebilir” diyordu, bugün geçilmek üzere.

  • Dün “Türkiye Türklerindir gibi tezler yanlıştır” diyordu, bugün vatan toprakları satılıyor.

  • Dün “2000’li yılların dünyasında ve Türkiye’de artık Kemalizm’e yer yoktur” diyordu, bugün Kemalizm’e karşı savaş açılmış bulunuyor.

  • Dün “Demokrasi, rejimi değiştirmek için araçtır” diyordu, bugün rejimimiz değişiyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın başında bulunduğu AKP, “Değiştim/değiştik” sloganıyla iktidara gelmiş bulunuyor. Bu sava kanan ya da kanmış gözüken kimi yazarlar da AKP’ni destekleyip durdular. İçlerinde hâlâ gözü açılmamış olanlar çok sayıda. Kimileri ise, zaten AKP’nin anlayışında oldukları için bu aldatmacayı pazarlayıp duruyorlar. Ancak, AKP’nin yapıp ettikleri, onun ve hele Erdoğan’ın hiç değişmediğini ve hiç de değişmeyeceğini su götürmez bir biçimde kanıtlıyor. Bu uygulamalar yalnızca Türkiye’nin geleceğini ölümcül bir tehlike altına atmakla kalmamakta, bir bölümü şu anda bile ülkemizin temellerini sarsmakta Hele AKP’nin kamu ve yerel yönetimler ile sözümona “reform” girişiminin, Türkiye’nin once “eyalet” sistemine geçmesi, sonra da bölünüp parçalanması ile sonuçlanacağı çok açık. İşte, bu girişimin de Erdoğan’ın yıllar öncesinden gönlünde yatan bir “düşüncesi” olduğu, Refah Partisi MKYK üyesi ve bu partinin İstanbul İl Başkanı olduğu 1993 yılında kendisiyle yapılan bir röportajda söyledikleri ile açıkça kanıtlanıyor. Öte yandan, kimi AKP’lilerin son seçimler sırasında ve sonrasında “80 yıllık karanlık” gibi sözlerle ortaya atılarak Atatürk dönemini karanlık bir zulüm dönemi olarak karalamaya kalkışmaları da, Erdoğan’ın yıllar öncesinde ortaya attığı görüşlerinin yinelenmesinden başka bir şey olmadığı da, aynı röportajdan açıkça anlaşılıyor.

Röpartajı yapanlar, Metin Sever ve Cem Dizdar. Yayınlandığı yer, “2.Cumhuriyet Tartışmaları” adlı ve Ankara’da 1993’te Başak Yayınevince yayınlanmış olan kitap.

 Yazının devamı >>

Prof.Dr.Çetin YETKİN

CHP’ndeki Son Gelişmeler Üzerine

Ufuk SÖYLEMEZ

“Asimetrik Psikolojik Harekat”la Böyle Baş Edilemez!

Serdar ANT

CHP, Halkın Yanında Olmalıdır

Prof.Dr.Mehmet YALÇIN

Biraz Tutarlık!

Yetkin ARÖZ

Ulusalcılık, Solculuk Ve “İyi Saatte Olsunlar” Üzerine

Altemur KILIÇ

Zeytindağı

 Favorilerine Ekle

TÜM KİTABEVLERİNDE...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER KİTAPLAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Yeni Sayı

Atatürk’ün Partisi Kemalizm’e Geri Dönmelidir

Prof.Dr. Anıl ÇEÇEN

Dünya tarihinde ender görülen bir siyasal kurtuluş olayının kahramanı olan Atatürk’ün partisi, aynı zamanda devlet kuran bir siyasal parti olarak geçmişten gelen bir çizgiyi bugün de devam ettirmek durumundadır. Ne var ki, son dönemlerde ortaya çıkan siyasal gelişmeler ve parti yönetimi tarafından izlenen yanlış siyasetler, bu siyasal örgütü devlet kuran parti sorumluluğundan ve görünümünden hızla uzaklaştırarak yeni ortaya çıkan emperyalist küreselleşme döneminin çok görülen liberal partilerinden birisi konumuna sürüklemiştir. Böylesine çelişkili bir durum Türk siyasal yaşamında önemli ölçülerde sarsıntılar yaratmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendisini kurmuş olan siyasal partinin uzağında kalmıştır. Her devletin arkasında bir kurucu siyasal güç bulunmaktadır. Dünya haritasında yer alan devlet yapılanmaları güçler dengesine göre oluşmakta ve bu doğrultuda bir siyasal yapılanma küresel arenada gerçekleşmektedir. Çeşitli ülkelerin dünya haritasındaki konumu ya da tarihsel konjonktür içerisinde işgal ettikleri durum, devlet yapılarının oluşumunu birinci derecede etkilemekte ve buna göre bir siyasal düzen yerküre üzerindeki toprak parçaları üzerinde gündeme gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti de jeopolitik haritanın tam ortasında yer alan bir siyasal düzen olarak böylesine bir oluşum sürecinin bugüne uzanan yansımasıdır. Yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip bulunan Atatürk’ün partisinin geçen yüzyıldan gelen bir siyasal birikimin temsilcisi olarak bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin temsilcisi olması kaçınılmazdır.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

“Ay Işığını Saçar”

E.Dz.Kur. Alb.Reşit ÇAĞIN

Yıllardır  AKP’nin değirmenine bilerek veya bilmeyerek su taşıyanların mazeretleri şunlardı:

-Tamam bunlar kötü ama kime oy vereceğiz, parti mi var?

-Adamlar çalıyor ama, hiç olmazsa çalışıyor da.Muhalefet konuşmaktan başka ne iş yapıyor?

-Baykal oldukça CHP’ye oy vermem. Yıllardır aynı lider! Boş pusula atarım daha iyi..... v.s.

Şimdi ne oldu? Birdenbire adeta bir mucize gerçekleşti ve Kılıçdaroğlu CHP genel başkanı oldu. Partililer mutlu. Küskünler geri dönüyor. Bağımsızlar katılıyor. Halk mutlu. Karamsarlığı üzerinden atmış, yıllardan beri ilk defa geleceğe umutla bakıyor. “Çalanın, vatanına ihanet edenin yanına kâr kalmayacağı, hesap vereceği bir dönemin geleceğine inanıyor. Kendisinden birinin sadeliğine, dürüstlüğüne, alçak gönüllülüğüne hayranlık, sevgi, saygı duyuyor, inanıyor, güveniyor. Böyle bir durumda; daha düne kadar demokrasideki seçeneksizlik sorunundan, Baykal’dan, halktan kopuk CHP’den şikayet edenlerin mutlu olmasını beklersiniz değil mi?

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

“İslamcılık” Yalancılığı: Osmanlı’nın Ve Osmanlı Kafalı AKP’nin Türk Ulusunu Yıkıma Sürükleyen Politikası

Prof.Dr. Özer OZANKAYA

AKP iktidarı, Atatürk Cumhuriyeti’ni yıkıcı eylemlerini sürdürüyor:

Osmanlı’nın çöküş döneminin  “İslamcılık” aldatmacasını, ABD’nin ve AB’nin güdümünde “Ilımlı İslam”, “BOB Eşbaşkanlığı”, “Medeniyetler İttifakı” gibi aldatıcı kılıflar altında üstlenip,  son olarak “Gazze’ye yardım” aldatmacası olarak sahneleyince, dünyanın Türkiye Cumhuriyeti’ni  Arap ülkelerinin güçsüz ve derbeder durumunda bir devlet gibi algılamasına bir kez daha neden olmuştur.

İslamcılık ve Turancılık için  Mustafa Kemal’in  koyduğu tanının bugün de ne denli doğru ve   güncel değerde olduğu  yeniden, ama ulusumuz ve devletimiz  için utanç ve üzüntü verici bir biçimde anlaşılıyor.

Mustafa Kemal, İslamcı ve Turancı  politikacılar için şu nitelemeyi yapmıştı:

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Kısır Döngü

Hüseyin Gündüz ÖKLEM

Türk okumuş ve varsıl kesiminin ilerlemek ve gelişmekten özde anlayabildiği, bilim ve onun günlük hayattaki yansıması olan teknolojinin elle tutulur sonuçlarıdır. Otomobiller, beyaz eşyalar, lüks tüketim malları, elektronik eşyalar ve ekipmanlardır. Bunlar etrafımızda olduğu ve onlara sahip olarak yaşadığımız sürece bu teknolojik ortam içerisinde kendi kendimizi ilerlemiş sayarız ve bu savı yüreğimizde kabullenerek ve aklımızı da buna uydurarak teselli buluruz.

Okumuşlar ve bazı aydınlar arasındaki temel kanı şudur: “…bizim teknoloji yaratmak için çabalamamıza gerek yok, hazır olanı alır ve oradan devam ederiz!…” Buna bir örnek vermek gerekirse, bizim araştırarak ve geliştirerek bir yeni silah yapmamıza gerek yok.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Tarımda Kapitalist Paradigmanın İflası-1:

“Endüstriyel Tarımla Nereye?”

Prof.Dr.Mustafa KAYMAKÇI

Dünya genelinde olduğu üzere, Türkiye’de de son 30 yılda ekonomide de tek ve biricik gerçeğin liberal-kapitalist bir düzen olduğu evrensel bir söylem olarak dayatıldı. Reel sosyalizmin bunalıma girmesi ve çöküşü ile dünyanın tek kutupluluğa dönüşmesi de liberal-kapitalist sistemin başarısı olarak gösterildi. Bu bağlamda, kapitalizm dünyanın eriştiği en mükemmel sistemdi. Bunun yerine başka bir sistemin geçmesi artık söz konusu olamazdı. Bu anlamda tarihin sonu gelmişti.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Zehirle Panzehir Aynı Eczaneden Olursa

Av.Hüseyin ÖZBEK

Londra merkezli Küresel Yenilik Ve Rehberlik Merkezi (GCRG) ile Canpous Consulting adlı düşünce kuruluşunun düzenlediği Mardin: Barış Yurdu (Mardin: The Abode of  Peace) konferansı Artuklu Üniversitesi’nin ev sahipliğinde 27-28 Mart 2010’da gerçekleştirildi. Artuklu Üniversitesi’nin konferans ilanında; “GCRG’nin küresel konuları ve sınamaları ele almayı hedefleyen Küresel bir İslami düşünce kuruluşu”  olduğu, Canpous Danışmanlık’ın ise,  çağdaş bağlamda inançla ilgili konuların açıklığa kavuşturulmasının yanı sıra Müslümanların daha geniş bir toplumla ilişki içinde olmasını ve bu toplumun ayrılmaz bir paydaşı haline gelmesini engelleyen kritik konuların tartışılıp konuşulması için ilgili uzmanları bir araya getiren forumlar düzenlediği” açıklanıyor. 

Her iki kuruluşun da İngiliz kaynaklı olduğunu bir kez daha hatırlatalım. Bu türden düşünce kuruluşları İngiltere’nin İslam dünyasına yönelik politikalarında özel bir öneme sahiptir. Güneş batmayan imparatorluktan miras sömürge diplomasisin küresel emperyalizm döneminde yeni adlar, yeni sembollerle sürdürülmesinde Londra’nın elinin altındaki İslami kuruluşlar önemli sorumluluklar üstlenir. Canopus Consulting Direktörü Aftab Ahmed Malik’in konferans öncesinde “cihat” kavramının yeniden yorumlanması gerektiğini vurgulayıp,  gazetecilerin, “Toplantıyı İngiltere mi ısmarladı” sorusuna  “Dini bir toplantı değil ama dini bir belge üzerinde çalışıyoruz” cevabı yeterli açıklıktadır!

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Tayyip Bey Ve Medeniyetler İttifakı

M. Emin DEĞER

Tayyip Bey’e sorarlar. “Kökten dinciler hakkındaki görüşleriniz nedir?” Ne desin? Hani derler ya, yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal! Kaldı ki, ülkedeki gelişmeler üzerine sorulan sorulara Tayyip Bey’in yanıtları, dolaylı da olsa, değişmez kimi kez de açıklamak istemez, yeni bir görüş ve düşünce içermez. Bir halk deyimiyle: “Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur” misali geçiştirir.

Onun için, soru değil yanıtı önemlidir. Tayyip Bey evirir çevirir, kendi kurguladığı yanıtı öne çıkarır. Siz sorunuza yanıt alabildim mi derken atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş olur. Eee bu da çoğu politikacının yöntemidir. Soru kökten dincilerle mi ilgiliydi, al sana yanıt:

“Kökten dinciler çok marjinal guruplardır. Bu çok marjinal gurupların da Türkiye'de ağırlıklı bir esintisi söz konusu değildir. Medeniyetler ittifakı anlayışı içinde şunu iyi anlamamız lazım.” Bak sen hele Hayır demiyor, yok öyle guruplar demiyor. Az da demiyor. Çok çok sıra dışılıktan söz ediyor. Ama bir söz atıyor ortaya, “Medeniyetler ittifakı” diye bir kavram... Bununla da kalmıyor, “Dinciler çok çok marjinaldirler” diyor: Ama hemen “tehlikeli değiller” sözüyle kafaları karıştırıyor. Medeniyetler ittifakı, tartışmalı bir kavram. Ama o böyle demiyor.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Sahiller de Özelleştirme İdaresine Devrediliyor

Orhan ÖZKAYA

Bugünler de, TBMM Bayındırlık ve İmar Alt Komisyonu’nda görüşülen tasarıda; ‘Her tür ölçekte imar plânları, imar tadilâtları ile mevzi imar plânları ÖİB (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanacaktır’ denilerek, belediyeler devre dışı bırakılmak istenmektedir. İşler iyice çığırından çıkmış, yol alıyor. Ülkenin satılacak alanları iyice daralınca, şimdi de bütün sahillerin yapılaşmaya açılarak tesis ve konuta çevrilmesi yolu seçiliyor. Bu alanların yeşil örtüsü hiçbir önem arz etmiyor, kıyıların kamuya ait olduğu yasaların tozlu sayfalarında eylemsizliğini koruyan bir anlamsızlık taşıyor. Yürütülen yeni çalışmalar çerçevesinde kıyılardaki her tür ve ölçekteki arsa ve arazilerin imar plânı, mevzii imar plânı ve plân tadilâtı yapımı, ÖİB (Özelleştirme İdaresi Başkanlığı)’na devredilerek, Güney ve Batı’dan iktidara yerel yönetim seçiminde oy çıkmamasının rövanşı alınmak isteniyor.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Komşu Devletlerle “Sıfır Sorun” Politikası Ve Yunanistan

E.Büyükelçi Tugay ULUÇEVİK

Türkiye’nin Komşuları

Türkiye, sınırdaş komşu devlet sayısı yüksek olan Devletler arasında yer almaktadır. Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan (Azerbaycan), İran, Irak, Suriye, Yunanistan ve Bulgaristan Türkiye’nin sınırdaş komşularıdır. Aramızda şimdi ortak sınır kalmamış olmasına rağmen, Rusya da tarihsel olarak Türkiye için bir komşu ülkedir. Keza, dış ilişkilerimizin seyri içinde Romanya Türkiye’nin komşusu olarak telâkki edilegelmiştir. Akdeniz yoluyla KKTC ve “Güney Kıbrıs Rum Devleti” de Türkiye’nin komşularıdır.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Bilim Adamı Kimdir, Nasıl Davranır, Nasıl Bir Yol İzler?

Prof.Dr.Cihan DURA

Evet, bilim adamı kimdir, nasıl davranır, nasıl bir yol izler? Okuduğunuz yazının konusu bu. Elbette çok şey yazılabilir bu konuda. Kitabî bir yol tutarak, ders verir gibi yanıtlayabiliriz sorumuzu. Ancak bu, sıradan, biraz da sıkıcı bir anlatım olmaz mı? Gelin öyleyse, bu kez farklı bir yol deneyelim; bilim adamının kim olduğunu, nasıl davranıp nasıl bir yol izlediğini değişik bir tarz benimseyerek, bir bilim adamının hayat hikâyesini okuyarak öğrenmeye çalışalım. Öyle sanıyorum ki bu usul yalnız daha çekici olmakla kalmayacak, aynı zamanda çok daha verimli, çok daha semere verici olacaktır.

Bundan yaklaşık 350 yıl önce, kimsenin tanımadığı bir adam, dünyada ilk olarak binlerce türden, ufacık yaratıkların yaşadığı esrarlı bir dünyayı seyretti. Bu adamın adı Antony Leeuwenhoeck (Antoni Lövenhok)’tu. Leeuwenhoeck, 1632’de Hollanda’nın Delft şehrinde doğdu[i]. O yıllarda dünya kendini bâtıl itikatların hâlâ egemen olduğu; hastalıkların cinlere bağlandığı, bir kadavrayı kesip incelediği için Seretus’un yakıldığı, dünyanın güneş etrafında döndüğünü ispata kalkıştığı için Galile’nin zindana atıldığı bir dünya idi.


[i] Antony Leeuwenhoeck’un kısa yaşam öyküsü, bilime meraklı herkesin mutlaka okuması gereken şu değerli kitaptan özetlenmiştir:  Paul de Cruif, Mikrop Avcıları, MEB yayını, İst., 1965.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Soluk Pazen Örtülü Kadınlar

Burhan ÖZBEY

“2010 Türkiye’sinde” herkes birbirinin gözünü oyar duruma geldi… İnsanlar “çöken ekonominin” getirdiği umutsuzluklar ve bunalımlar sonucu, tam anlamıyla düzenin bireyi oldular… “Hümanist” duygular eridi bitti. Varsa yoksa “materyalizm!..”

Her türlü sahteliği yap; ama bir şekilde köşeyi kap(!)

Sözde dindar görünen çıkarcı “dinci (din sömürücüsü) takım”, saf ve temiz vatandaşlarımızı adeta hipnotize edip aldatarak, sülale boyu köşeyi döndüler.

Eşlerinin üzerindeki giysiler, başlarında ki türban örtüleri; Batı’nın en pahalı markalarını taşırken, aldatıp sömürdükleri otobüs duraklarındaki “SOLUK PAZEN ÖRTÜLÜ” çaresiz Anadolu kadınlarının önlerinden, umursamaz biçimde dört çarpı dört lüks ciplerle hava atıp geçerek, günlük yaşamlarına zevk üzerine zevk kattılar!..

Kocaları yaşamları boyu görmedikleri ve bir daha görmeyecekleri baş döndürücü ihtişam içerisinde, zenginleşmenin yüksek basamaklarına ulaşıp, “Harun gibi gelip Karun gibi” kavuştukları mutlu yaşam deryasında, adeta ne oldum delisi oldular… Allah kitap diyerek geldiler, Allah’ı da kitabı da unutup, dünya nimetlerinin iflah olmaz tutsağı oldular

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Kastamonu Üniversitesinde Köy Enstitüleri Sempozyumu

Mehmet BAŞARAN

“Kastamonu” dendi mi, hep o yiğit ses gelir kulağıma… Anadolu ihtilalinin aydınlık sesi… Yüzyıllardır baskı, ezgi altında yaşayan halkın özlemini çektiği sesi; yoksulluklara, acılara son veren, kurtuluşa benzeyen ses…Tüm köylüleri okuma hakkına kavuşturmak için, Osmanlı Mebusan Meclisi’ne, Köy Enstitüleri benzeri bir örgütlenmeyi öneren, Kastamonulu İsmail Mahir Efendi de vardır o seste… Okuyabilmek için Rumeli’nden yollara düşen Maarif Nazırı Şükrü’nün ilgisiyle, öğretmen okulunun ilk iki yılını Kastamonu’da okuyan Köy Enstitüleri’nin kurucusu, büyük eğitimci İsmail Hakkı Tonguç da… Kurtuluş Savaşı imecesini, eğitim imecesine dönüştüren Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati de…

Şimşek gibi çakar, Ortaçağ rengi çarşıda sesleri:

“Bundan sonra memleketin casuslara, eşkiyaya, rüşvet alana, zalime, asker kaçağına, bunları saklayanlara, varsılları yoksullara yeğleyenlere; her kim ve ne mevkide, ne rütbede, ne kadar büyük olursa olsun, aman yoktur!”

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Hüseyin Köycü’yü Anmak

Zeki ERGÜL

Şenkaya’nın öncüsü ve kurucusu olan Hüseyin Köycü’nün kısa bir öz geçmişini sizlerle paylaşırken, geçmişe bir göz atmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Tarihin sırlarını saklayamayız. Bunu, tarihin kendisi ret eder. Üretimde ilkel, bilimden uzak, gelenek ve göreneklerde değişikliği istemeyen ve yeniliklerle tanışmayan bir mirası, cumhuriyetle devir almış bulunuyoruz. Geçmişe bir kere dokununca, insan kendini alıkoyamıyor. Belki de ilahi güç bunun böyle olmasını istiyor. O dönemlerde; açlık, yokluk kol gezerken, hayat ucuz,  ölüm kolay geliyormuş. Geçmişimiz acılarla dolu. Bu acıların da bir lezzeti olmalı ki, şimdi burada toplanmış bulunuyoruz.

İntikamlar yavaş oluşurlar, olgunlaşınca da kurtuluş bayrağı dalgalanır. İşte böyle bir ortamda H. Köycü, o bayrağı taşıyan insanlardan birisiydi.

Zaman içindeki yolculuğumuza bakınca, tarihi gerçekleri öğrenmiş oluyoruz. Geçmişimizin yokluklarla, kıtlıklarla, savaşlarla geçtiğini birbirimize anlatıyoruz. Bu yorgun ve kirli geçmişin dingiline taş koyan liderleri, tarih dünya durdukça yaşatacaktır.

İşte bu gerçeklerle söze başlarken, aklım hep o geçmişin korkunç resimlerini tekrarlar. Hayatın acımasızlığı, insanın yüreğinde düğümlenen dert oluyor.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin

142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

 

Sivas’ın Önemi Ve

Madımak Oteli Kırımı

Hüsnü MERDANOĞLU

kmilliyeci @gmail.com

Cumhuriyetimizi yıkmaya çalışanlar ile İstiklal Marşımızı okumaktan kaçınanlar arasında ne fark var?

2 Temmuz 1993 günü yurdunu, yurttaşını, canları ve anlıları seven, Türkiye’de ulusal ve üniter devlet bütünlü içinde yaşama onurunu taşıyanlar için unutulmaz bir acı yaşandı. O gün Sivas kent merkezinde güvenlik güçlerinin gözü önünde Madımak Otelinde insanlar diri diri yakıldılar.

Bu acı olayın Sivas’ta gerçekleştirilmesi ayrı bir anlam taşımaktadır. Çünkü Sivas kentimizin ulusal kurtuluşumuz ve ulus devletimiz yönünden ayrı bir anlam ve önemi bulunmaktadır. Emperyalizmin Anadolu’muzu parça parça ederek devletçiklere bölüp, yutulması kolay lokma durumuna getirme plânları, Sivas Kongresinde bir araya gelen her etkin kökendeki yurttaşlarımızın, emperyalizme ve onların öncüsü işgal ordularına karşı güç birliği oluşturarak, ulus devletimizin kuruluş temellerini atmışlardır. Böylece, ulus devlet olmanın temelleri atılarak, günümüzde Yugoslavya’nın başına gelenlerin, ülkemizde yaşanılması daha o günlerde önlenmiştir.

Dinsel, mezhepsel, bölgesel ve ırksal etnik kökene dayalı olarak kurulan Yugoslavya da onca insan acı ve gözyaşları içinde, insanlık dışı olaylarla karşılaşılıp dağıtılıp istenilen şekle sokulmuştur. Bu bağlamda; Madımak Kırımını irdelenirken, Yugoslavya örneğini göz ardı etmek, eksiklik olur.

 

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin 142. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

Prof. Dr. Çetin YETKİN

HER PAZAR

YENİÇAĞ GAZETESİNDE

 

SÖYLEŞİ

Hayrettin İvgin Ve Puşkin Ödülü

Hüseyin Gündüz Öklem- Bize kısaca yaşam öykünüzü anlatır mısınız?

Hayrettin İvgin- 1944 Samsun Vezirköprü doğumluyum. 1961’de Kuleli Askeri lisesini bitirdim 21 Mayıs olaylarında 1963 yılında Kara Harp Okulundan son sınıftan ayrıldım. Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünü 1966’da bitirdim. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde lisans çalışmamı tamamladım. Evliyim ve iki çocuğum vardır.

H.Öklem- Çalışma hayatınız hakkında biraz bilgi verir misiniz?

H.İvgin – Sungurlu ve Hereke liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptım.MEB’da Yaygın Yüksek Öğretim Kurumunda planlama müdürü,daire başkanlığı görevlerinde bulundum. Mektupla öğretim okulunda Müdür yardımcılığı ve edebiyat öğretmenliği görevlerinde bulundum. Kültür Bakanlığı Milli Folklor Araştırma Dairesi Başkan Yardımcılığı görevinde bulundum. Son olarak APK Kurulu Daire Başkanlığı görevinde bulundum. Ayrıca, Yüksek Okul, Konservatuvar, Üniversite kurumlarında Halkbilimi, Musiki Tarihi gibi dersler de verdim.

H.Öklem – Sayın İvgin bize edebiyat çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

H.İvgin- Ben Türk Dili ve Edebiyatı üzerine çalışmalar yaptım…2000’i aşkın yayınlanmış yazım vardır, bunların 300’ü bilimsel içerikli yazılardır. 50’ye yakın kitabım var… Ayrıca üç ayda bir yayımlanan uluslararası hakemli  KARADENİZ isimli bir sosyal bilimler dergimiz ve yine üç ayda bir yayımlanan KÜLTÜR EVRENİ isimli bir bilimsel dergimiz vardır ve her iki dergi de Rusça, Türkçe, İngilizce dillerinde  yayımlanmaktdır. Çalışmalarım, Çince, Almanca, İngilizce, Fransızca, Özbek Türkçesi, Türkmence, Azeri Türkçesi, Romence,  Kırgız Türkçesi ve Rusça dillerine tercüme edilmiştir.

H.Öklem – Aldığınız Ödüller hakkında biraz bilgi rica edeyim.

H.İvgin- 150’yi aşkın teşekkür, takdirname ve onur belgesi aldım. 100’ü aşkın  ulusal ve uluslararası ödülüm bulunuyor. 2009 yılında iki adet ödül aldım. Bunlardan birincisi Kosova’da aldığım  “Uluslararası Süleyman Brina Balkanlar Tük Kültürüne Hizmet Ödülü”dür. Yine 2009 yılında Moskova’da “Puşkin Uluslararası Edebiyat Ödülünü “ aldım.

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i

Hukuk dergisinin

139. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

Hikmet AKSOY,  

Ercan BAYSAL,

Halis DOKGÖZ

Sunder ERDOĞAN

ve Mustafa İZBERK'ten

 

ÇİZİ-YORUM

sayfası 

açıldı!..

Kitap Tanıtım

 

“Küresel Kapitalizme Karşı Tarım Yazıları” Kitabı Üzerine

Prof.Dr.Tayfun ÖZKAYA

Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’nın “ Türkiye Tarımı üzerine Notlar”  kitabından sonra “ Küresel Kapitalizme Karşı Tarım Yazıları” kitabı, Nisan 2009 ayının başlarında “Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları” olarak okunur görüşüne sunuldu.

Kaymakçı, bu kitabında da tarımda yaşanan çöküşün nedenleri ve çözüm yollarını araştırıyor. Bu bağlamda, 2009 yılında Türkiye ve dünyada tarımla ilgili yaşanan somut olaylardan yola çıkarak çözümlemeler yapıyor. Böylelikle, tarım tarihçilerine de belge bırakmak istemiş.

Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde

(Yazının devamı için tıklayınız)

 Şiir Köşesi

  Öğretmenlerim… Ellerinizden Öperim…

Yetkin ARÖZ

OKURLARIMIZA DUYURU VE ÇAĞRI…

Mehmet YALÇIN

GÜNCELLİKLER

İletişim ve paylaşım :

 Düşüncemi özetliyorum: “Çocuk yazını” ancak çocukların sözlü ürünleri  için geçerli olabilir. Kurumlaşmamış görünse de, hiç değilse gücül olarak,  böyle bir yazın türünden söz edilebilir. Ben burada çocukların yetisini canlandırmayı deneyeceğim: Bu amaçla, bu köşe onlara her zaman açık olacak. Aldığım şiir, öykü, anı, resim, vb. türü  iletilerden örnekler yayımlayacağım.

Elimde olmayarak, bu yazı da ne yazık ki çocuklardan çok büyüklere seslenir gibi  oldu; yani bir kez daha “büyüklüğüm” tuttu.

Ama amacım 7’den 70’e herkese seslenmek. Herkesten katkı bekliyorum.

>>Yazının devamını

Mehmet YALÇIN

Güncellikler 28 – Tuncer Uçarol

Bu ayki konuğum eleştirmen - yazar Tuncer Uçarol. Kendisini yaklaşık kırk yıldır dergi yazılarından tanıyorum, on beş yılı aşkın süredir de doğrudan tanışıyoruz. Ayrı kentlerde yaşıyor olmamıza karşın sıcak bir dostluk da kuruldu aramızda. Bunun bir nedeni aynı bir konuyu (şiir incelemesini) paylaşmak ve aynı dergilerde yazmış olmak; ama sanırım daha önemlisi, tutum ve düşünce yapımızın büyük ölçüde uyuşmasıdır. Son Ankara yolculuğumda (Ekim 2009), yine her zamanki gibi buluştuk, özlem giderdik ve de Y. A. R. Müdafaa–i Hukuk için bir söyleşi yapmaya karar verdik.

Aşağıda aktardığım özgeçmişinden onu daha iyi tanıyacaksınız. Hoş, başta şiir olmak üzere, yazınsal etkinliklerle ilgilenen okurlar hiç kuşkusuz sayın Uçarol’a yabancı değillerdir.

İşte o söyleşi:

Yazının devamını Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinin 136. sayısından okuyabilirsiniz!

(Dergi satış noktalarını görmek için tıklayınız)

TÜM KİTABEVLERİNDE...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER KİTAPLAR İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

 

Müdafaa-i hukuk Vakfı dergisiyle ve Yeniden Müdafaa-i Hukuk derneği'yle

doğrudan veya  dolaylı hiçbir bağlantımız yoktur.

Taklitlerinden sakınınız!  

©  Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisi. Tüm hakları saklıdır.