|

ÖZEL DOSYA
GÜL’ÜN AKDENİZ
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ
İSRAFİL KURTCEPHE
- X
-
ÖĞRETİM
ÜYELERİ DERNEĞİ BAŞKANI
PROF.DR.NECATİ
DEDEOĞLU’NA GÖRE
ÜNİVERSİTEDEKİ GELİŞMELER
—Türkiye’de bir
şeyler oluyor. Bu durumunda muhakkak ki Öğretim Üyeleri Derneği’nin de
bir şeyler yapması gerekir. Bu nedenle Dernek’in yeni yönetimi olarak
elimizi taşın altına koymaya karar verdik. İlk aşamada üye kayıtları,
telefon-faks ve yer gibi ihtiyaçlar v.b. işlerle uğraşarak derneği
toparladık. Bir yandan bilimsel toplantılar düzenler ve komisyonlar
oluştururken bir yandan da üyelerimizin özlük haklarını ele
aldık.Öğrencilerimizin sorunları var. Onları da ele aldık. Çünkü
öğrencilerin sorunları doğrudan öğretim üyelerini ilgilendirir.
—Bu arada “baz
istasyonu” işi çıktı. Baz istasyonları nedeniyle bir nevi “platform”
gibi bir şey de oluştu. Mesela Eğitim-Sen, Devrimci Sağlık İş, Sağlık
Emekçileri Sendikası, Öğrenci gurupları kendiliğinden bir araya geldi.
Bu da çok doğaldı. Çünkü hepsi Üniversite’nin çalışanları ya da
öğrencileri. Bunların sorunları, baz istasyonlarında olduğu gibi,
hepimizi ilgilendirmektedir. Nitekim, bizim YÖK’le ilgili yürüyüşümüze
belirttiğim sendikalardan başka, Türkiye Mimar Odaları Birliği de
katıldı, öğrenciler de. İşte biz üniversiteyi böyle bir bütün olarak
algılıyoruz.
—Biz kurulduğumuzda
rektör beyi ziyaret ettik. Dedik ki, “Sayın Rektör, biz size karşı
değiliz ama sizden yana da değiliz; öğretim üyelerinden yanayız. Beraber
çalışırsak üniversiteyi daha ileri bir seviyeye götürebiliriz.
Amacımız demokratik,
saydam bir üniversitedir.” O da demokratik üniversiteden söz etti. Ama
daha ilk günlerde dekanımız istifa etmişti, yeni dekan atanacaktı. Biz
Tıp Fakültesi olarak kurulduğumuzdan beri dekanımızı kendimiz seçmiştik.
Ben Rektör Beyi arayarak bu durumu ilettim. “Hayır, ben atayacağım.
Seçim-meçim diye bir söz vermedim ben” dedi. Kendisine demokratik
üniversiteden yana olduğunu açıkladığı hatırlatınca ise, “Siz dekanı
seçerseniz, size karşı, ben seçersem bana karşı sorumlu olur. Ben,
dekanların bana karşı sorumlu olmasını istiyorum” dedi. İşte, Rektör
Beyin “demokratik üniversite” anlayışı bu. Oysa, istifa etmiş olan
dekanımızın istifa nedeni, Rektör’ün bazı emirlerinin ters gelmesiydi!
Rektör’ün yeni atamak istediği arkadaşla ben konuştum ve görevi kabul
etmemesini istedim. O, zaten demokrasiye filan inanmadığını da
söyleyerek dekan olarak atanmayı kabul etti.
—Şimdi bakın
hastahane ile şuradaki baz istasyonu arasındaki mesafe sadece 65
metredir. İşte bu atanmış dekan ile de ilk sorun bu nedenle çıktı. Ben
de dernek başkanı olarak dekana dedim ki, “Siz radyologsunuz, bunun
tehlikesini bilirsiniz.” Kaldırılmasını istedim. Dekan, baz
istasyonlarının hiçbir sakıncası olmadığını, zaten Mühendislik
Fakültesi’nde elektrik mühendisi öğretim üyeleri de bunların bir tehlike
arz etmediğini bildirdikleri ya nıtını verdi. Bu yanıtı tabii ki doğru
değildi. Ben bilimsel verilerle kendisine baz istasyonlarının
tehlikesini anlattım ama bir yararı olmadı. Bunun üzerine dekanlığa bir
dilekçe vererek kampus içindeki baz istasyonu yüzünden sağlığım
bozulacak olursa kendilerini sorumlu tutacağımı bildirdim. Hiç kale
almadı, ancak, dilekçemi rektörlüğe göndermiş, o da elektrik-elektronik
mühendisi hocadan sakıncası yoktur yolundaki görüşünü alarak bana
iletti. Yani, benim dekanlığa ve rektörlüğe verdiğim dilekçenin yanıtı
elektrik mühendisi bir arkadaştan geldi!... Çok yadırgadım doğrusu.
Oysa, dekan radyolog, asıl onun bu dilekçeme yanıt vermesi gerekirdi!
—Üniversiteye
demokrasinin gelmesini kimse istemiyor. Öyle bir sistem ki, rektör,
kadir-i mutlak. Her şeyi yapma yetkisi var. Kimse sorgulayamaz. Herkes
kendisine yalakalık yaptığında, Tanrı gibi davrandığı zaman,
dekanlardan, senatoda filan ses çıkmadığı zaman, her şeyi olduğu gibi
kabullendikleri zaman, “Evet efendim, siz haklısınız” denildiği zaman,
rektörler herhalde kendilerini her şeyi bilen, her şeyi yapabilen insan
olarak görüyorlar. Ama rektör, ben şeffaflık yanayım, demokrasiden
yanayım diyor!
—Rektörümüz hiç kadro
istenmeyen bölümlere atamalar yapıyor; yani bölüm benim böyle bir
isteğim yok diyor ama bir de bakıyorsunuz şuradan
buradan hiç ihtiyaç
olmayan, istenmeyen adamlar gelmiş. Tam tersine, çok istenilen yerlerde
bu istekler yerine getirilmiyor.
—Baskı, korku,
yılgınlık ortamında öğrenciler de dışlanmışlık hissediyorlar,
şikayetçiler. Kendileri ifade edemiyorlar. Bunlar genç insanlar, elbette
ülke
sorunları ile ilgili
olarak konuşacaklar. Bunları kısıtlamak doğru mu? Bir rektör, ben
geldiğimden beri öğrencilerin hiç sesi çıkmadı diye övünebilir mi? Bu ne
biçim üniversite, böyle üniversite mi olur? Hatta sendika temsilcileri
konuşamıyorlar Rektör Beyle. Öğrenciler, toplu taşıma bilet fiyatlarını
protesto için çareyi kampus dışında bir gösteri yapmakta buldular. Onlar
için de soruşturma açıldı. Kampus dışında gösteri yapan öğrenciyle senin
ne alıp veremediğin var? Yani bir baskı ortamı var.
—Her tarafta güvenlik
görevlileri, kameralar var. Bu artık sıktı. İnsanların güvenlik içinde
olmaları doğrudur, fakat güvenlik huzur ortamı içinde gerçekleşir,
inzibati tedbirlerle değil. Bu tedbirler iyice abartıldı. Aşırıya
kaçıldı. Yani hayatımızın her yerine girdiği bu güvenlik işi. Ben
yürüyerek üniversiteye gelirim. Her seferinde “Amca nereye?”, “Dayı
nereye?” ile karşılaşıyorum. “Yahu artık beni tanıyım” dedim. Sonra,
aynı şeyi Rektör Bey’e söyledim, o ise, “Biz bunu bilinçli olarak
yapıyoruz. Adamları sürekli değiştiriyoruz ki tanıma gibi olaylar
olmasın!” dedi. Bu ne biçim tedbirdir, ne biçim şeydir!? Yani burası
askeri üst müdür?
—Ben Rektör Bey’den
şunu istiyorum: Kendisine yönelik eleştirilere biraz daha anlayışlı
davransın istiyorum. İnsan fark etmeden hata yapabilir, ama hatayı
başkaları gösterdiği zaman tartışılsın istiyorum. Tüm üniversiteyi
ilgilendiren kararlarda, mesela güvenlik önlemleri, baz istasyonları ile
kararlarda bizlerin de görüşünün alınmasını istiyorum. Bu yapılırsa
bizler de elimizden geldiğince onu destekleriz.
—Öğretim üyelerinin
üniversitenin sorunlarına sahip çıkması gerekir. Öyle
olmuyor. Mesela, Tıp
Fakültesi’ne Rektör dekan atayacağı zaman bir toplantı yapalım dedik.
Salon temin ettik. Bizde 250 üretim üyesi var. Sadece 50 öğretim üyesi
katıldı. Onların bir kısmı da bu konuda Rektör’e verilecek yazıdan
imzalarını sonradan geri çektiler.
—Üniversite için bir
şeyler yapabilmek için üniversiteyi temsil eden bütün güçlerin bir arada
olması gerekir. Öğretim üyeleri tek başına başarılı olamaz.
(DEVAMI
GELECEK SAYIDA...)

 |
|
 |
|
Çetin
Yetkin'in Kaleminden
Akdeniz
Üniversitesi Yazı Dizisi
GÜL’ÜN AKDENİZ
ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ
İSRAFİL KURTCEPHE |
 |
BÖLÜM I
Akdeniz Üniversitesi Rektörü ve Üniversiteler Arası Kurul Başkanı Prof.Dr.Mustafa
Akaydın, üniversitede yapılan rektör
seçimlerinde en çok oyu aldı, YÖK tarafından da Gül’e
gönderilen listede
Akaydın birinci sırada gösterildi. Buna rağmen
Gül, Akaydın'ı değil ama Kurtcephe’yi
rektör olarak atadı. Üstelik, Akaydın, sekiz yıl
rektör yardımcılığı, dört yıl de rektörlük yapmıştı, başka
bir deyişle yönetimsel deneyimi vardı. Oysa, Kurtcephe’nin
böyle bir deneyimi de hiç yoktu. Gül’ün
Kurtcephe’yi atamasının bir nedeni olmalıydı. Bunu
anlayabilmek için yeni rektörü yakından tanımamız gerekiyor.
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı için tıklayınız
|
 |
BÖLÜM II
Akdeniz
Üniversitesi’nde rektörlük seçiminde 2. gelmesine ve YÖK’ün
Cumhurbaşkanına verdiği listede de 2.sırada yer almasına
karşın Gül’ün rektör olarak atadığı Prof.Dr.İsrafil
Kurtcephe’yi dergimizin geçen sayısında tanıtmaya
başlamıştık. Bu sayımızda da Antalya’da yayınlanan
Antalya’da Bugün gazetesinden alıntıladığımız üç
yazıdan bölümlerle tanıtımımızı sürdürüyoruz.
Şunu belirtelim
ki, Kurtcephe rektörlük görevini sürdürdüğü sürece kendisini
izleyeceğiz ve uygulamalarını okurlarımıza duyuracağız.
Okuyacağınız
yazılarda adı geçen Resanet Vakfı ve Birlik Vakfı’nın
Fethullah Gülen’e yakınlığı ile tanınan vakıflar
olduğunu bir önbilgi olarak belirtmek gerekiyor. Yine adı
geçen Aydınlar Ocağı Antalya Şubesi ise, Genel
Merkezi’nden oldukça farklı bir çizgidedir. O kadar ki,
yayınladığı bir bildiri ile Yeni Çağ gazetesi
yazarlarından da olan Genel Başkanları Prof.Dr.Mustafa
Erkal’ın “siyonizme hizmet ettiğini” bile bir ara öne
sürmüş bulunmaktadır.
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı için tıklayınız
|
 |
BÖLÜM III
Akdeniz Üniversitesi’nde
yapılan rektörlük seçimi sırasında Üniversiteler Arası Kurul
eski Başkanı Rektör
Prof.Dr.Mustafa Akaydın’dan 100’e yakın daha az oy
almasına ve YÖK tarafından CB Gül’e gönderilen
listede de 2.sırada bulunmasına karşın, Gül
tarafından bu üniversitenin rektörlüğüne atanan ve TSK’nden
ayrılma emekli binbaşı Prof.Dr.İsrafil Kurtcephe,
kıyım ve kadrolaşma operasyonunu sürdürmektedir. Şu ana
değin, gerek akademik ve gerekse idarî kadrolarda görev
yapan 300’e yakın kişi ya görevlerinden istifaya zorlanmış
ya görev yerleri değiştirilmiş ya da uzmanlıkları ile hiç
ilgisi olmayan görevlere, kimileri de aşağılayıcı bir
biçimde, bu rektör tarafından atanmış bulunmaktadır. Bu
kıyıma uğrayanların bir bölümü uğradıkları haksızlıklar ve
hukuk dışı uygulamalar karşısında yargıya başvurmuşlardır.
Ayrıca, bazı öğretim elemanları ile memurlar da başka
kurumlara geçmiş ya da geçmek için girişimde bulunmuşlardır.
Bu kısa süre içinde yargıya başvuranlar arasında daha
şimdiden yürütmeyi durdurma kararı alanlar da vardır.
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı için tıklayınız
|
 |
BÖLÜM IV
Antalya’da yayınlanan
Beyaz adlı gazetede “Akdeniz Üniversitesi’nden Mektup
Geldi” başlığı altında rektöre 10 soru sorulmuş
bulunuyor. Bu sorular ve gazetenin bunlara ilişlin
açıklamasını olduğu gibi buraya alıyoruz.
“10 emir gibi 10 soru sormuşlar yeni rektöre. Rektör İsrafil
Kurtcephe’nin yanıtlaması istemiyle sorulan sorular aynen
şöyle:
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının
devamı için tıklayınız
|
 |
BÖLÜM V
Rektör
Kurtcephe, 24 Aralık Öğretmenler Günü’nde Eğitim
Fakültesi’nde konferans vermesi kararlaştırılmış olan Ali
Dündar’ın bu konferansını bir “emir”le yasaklamış
bulunuyor.
Akdeniz
Üniversitesi Rektörü Kurtcephe’nin 24 Aralık
Öğretmenler Günü’nde Eğitim Fakültesi’nde konuşmasını
yasakladığı Ali Dündar eğitimcilerin ve aydınların
yakından tanıdıkları bir eğitimci, bilim adamı. Ama
Kurtcephe’nin onu hiç tanımadığı, hiçbir kitabını ve
yazısını okumadığı besbelli. Dündar’ı bir parça
tanısaydı, onun üniversitede öğrencileri ve öğretim
üyelerini aydınlatmayı kabul etmiş olmasından hem kendi ve
hem de üniversitesi adına onur duyması gerekirdi. O nedenle
rektörü biraz olsun bilgilendirelim de nasıl bir yanlış
davranışta bulunduğunu belki anlar. Ayrıca, Ali Dündar’ın
yan sayfada bulacağınız ve eğer üniversitede konuşmak
olanağı kendisine tanınmış olsaydı yapacak olduğu
konuşmanın metni de, hiç kuşku yok, rektörü de, geç de olsa,
eğitim konusunda bilgi sahibi yapacaktır.
Ama eğer zaten
metinde anlatılanları bilmesine karşın, yine Dündar’ın
konuşmasını yasaklamak yoluna gitmişse, o zaman söyleyecek
bir sözümüz bulunmuyor…
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için...
|
 |
BÖLÜM VI
KURTCEPHE’Yİ
REKTÖRLÜĞE KİM ATADI?
Bu yazı dizisinde Prof.Dr.İsrafil
Kurtcephe için “GÜL’ÜN REKTÖRÜ” derken meğer
yanılıyormuşuz. Ne bilelim, Anayasamıza göre, rektör
atamalarında son söz Cumhurbaşkanı’na ait olduğu için biz de
2.sırada oy alan ve YÖK tarafından da 2.sıraya konulan
Kurtcephe’yi Gül’ün yeğlediğini düşünmüştük doğal
olarak. Yanılmışız.
Cumhurbaşkanı’nın yalnız kendisine tanınan bu yetkiyi
başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarı ile
birlikte kullandıklarını başbakan kendisi açıklayıverdi.
Açıklamadığı, yetkiyi aralarında kaça kaç bölüştükleri!...
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için tıklayınız
|
 |
BÖLÜM VII
Bu
kere sizlere iki gazete haberi sunmakla yetiniyoruz:
İlki, Antalya’da yayınlanan Beyaz Akdeniz gazetesinin 14
Mayıs 2009 günlü haberi ve şöyle:
Üniversite çalışanları tedirgin
Eğitim-Sen Antalya temsilcisi Nurettin Sönmez, Akdeniz
Üniversitesi yönetiminin, üniversite çalışanları üzerinde
baskı kurduğunu söyledi .
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için tıklayınız
|
BÖLÜM VIII
-
TIP FAKÜLTESİ DEKANININ İSTİFASI
-
BİR BECERİKSİZLİK ÖRNEĞİ
-
İSTİM ARKADAN GELSİN!
-
KADROLAŞMANIN SONUÇLARI
-
GÜL’ÜN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ ÜNİVERSİTEDE
-
ANTALYA’DAN PARİS’E YERÇEKİMSİZ UÇUŞ
YAPACAK VE ABD’DEN ASTRONOT GETİRECEK OLAN
BİLİM ADAMI KİM?
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için tıklayınız
|
 |
İLGİLİLİ KAMU YETKİLİLERİNİN
DİKKATİNE SUNULUR
İsrafil Kurtcephe’nin üniversitenin
gerek akademik ve gerekse idari personelinden 300 (üç yüz)
kadar kişinin ya yerlerini değiştirdiği, ya görevlerine son
verdiği, ya da görevlerini bırakmaya zorladığı bilinen bir
gerçektir. Bu uygulamanın daha da süreceği anlaşılmaktadır.
Rektör, gerek basın önünde ve gerekse birçok kişiye bu
uygulamasının nedenini ve gerekçesini “kendi ekibi ile
çalışmak” istediğini söyleyerek açıklamış bulunmaktadır.
“Kendi ekibi ile çalışmak”
demek:
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı için tıklayınız
|
|
|
“ÜNİVERSİTENİN SORUNLARI” AÇIKOTURUMUNA DAVET
Tüm
Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD)
Genel Merkezi’nin düzenlediği
“Üniversitenin Sorunları” konulu açıkoturum
Prof.Dr. Alpaslan IŞIKLI (TÜMÖD Genel Başkanı),
Prof.Dr. Anıl ÇEÇEN (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi)
Prof.Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ (Akdeniz Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Öğretim Üyesi),
Prof.Dr. Mehmet YALÇIN (Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Öğretim Üyesi),
Prof.Dr. Çetin YETKİN (Akdeniz Üniversitesi Emekli Öğretim
Üyesi),
katılımcılarıyla
14
Şubat 2009 Cumartesi tarihinde gerçekleştirildi.
DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYINIZ
|
 |
BÖLÜM
IX
ÖZEL DOSYANIN
BU BÖLÜMÜNDE:
-
AÜ’DE ‘DOSYA VE EVRAK BEDELİ” KRİZİ
-
ÜNİVERSİTEDE BAZ TEHLİKESİ
-
ÜNİVERSİTEDE BİR FETHULLAH GÜLEN BAĞLANTISI DAHA
-
ALEVİLER TARAFINDAN “HAİN” İLAN EDİLEN, BİRDEN FAZLA
ÜNİVERSİTE ÇALIŞANLARINI DARP EDEN, KİTABINDA “İNTİHAL”
(AŞIRMA) YAPAN AMA HERHANGİ BİR SORUŞTURMA DAHİ AÇILMAYAN
KURTCEBHE’NİN EKİBİNDE BİR ALEVİ DEDESİ
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için tıklayınız
HABERSİZ KALMAYIN… OKUYUN OKUTUN… |
 |
BÖLÜM
X
Akdeniz Üniversitesi’de yapılan rektör seçimlerinde
Prof.Dr. Mustafa Akaydın’dan daha az oy almasına ve YÖK’ün
Cumhurbaşkanına gönderdiği listede de ikinci sırada yer almasına karşın
Gül tarafından rektörlüğe atanan Prof.Dr.İsrafil Kurtcephe ve ekibiyle
ilgili yazı dizisine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Devamı Y.A.R. Müdafaa-i Hukuk dergisinde
Yazının devamı
için tıklayınız
HABERSİZ KALMAYIN… OKUYUN OKUTUN… |
| |
|
|
 |
|