|
|
MİLLİYETÇİLİK:
NEDEN ŞİMDİ

Gözden geçirilmiş
2. basım
260 SAYFA - 15 YTL |
Gazi Mustafa Kemal diyor ki:
Millet tarihinde bazı devirler vardır ki; muayyen
maksatlara erebilmek için maddi ve manevi ne kadar kuvvet varsa
hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete sevketmek lâzım
gelir
Memleketin ve inkılâbın içerden ve dışardan
gelebilecek tehlikelere karşı masuniyeti için bütün
milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lâzımdır
Aynı cinsten olan kuvvetler müşterek gaye yolunda birleşmelidir.
Atatürkün bu sözleri bugün dünkünden daha da geçerli.
Gerçekten de, Türkiyenin içine sürüklendiği olumsuz koşullar,
tüm milliyetçi güçleri aynı safta toplanmalarını
gerektiriyor.
Ancak, bunun için milliyetçilikten ne anladığımızı,
milliyetçiler olarak neyi amaçladığımızı
açıkça ortaya koymamız ön koşuldur. İşte,
bu kitapta, önde gelen yirmi düşün ve siyaset adamımız,
bu konuyu tartışıp açıkça ortaya koyuyorlar. |
|
AYDINLAR
AÇIKLIYOR Prof.Dr.
Sina Akşin - Yetkin Aröz - Erol Bilbilik - Demirtaş
Ceyhun
Prof.Dr.
Anıl Çeçen - Süleyman Demirel - Prof.Dr. Cihan DURA - Mehmet Bedri Gültekin
Dr. Agah Oktay Güner
- Doç.Dr. Emin Gürses - Prof.Dr. Alpaslan Işıklı
- Özdemir
İnce
Altemur Kılıç - Yaşar Okuyan - Dr. Doğu
Perinçek - Vural
Savaş
Öner Yağcı - Dr. Veysel Yıldız -
Tahsin Yücel - Namık
Kemal Zeybek
|
 |
|
|
Tercüman-ı Hakikat
gazetesine göre
OSMANLI ERMENİLERİ

176 SAYFA - 12 YTL |
Ermeni
kökenli Osmanlı vatandaşları Papazyan ve Pastırmacıyan
Osmanlı
Devletinin parlamentosunda mebus, yani milletvekiliydiler. Ama
kendi devletlerine karşı yabancı bir devletle, Rusya
ile, işbirliğine girişerek Ermeni terör çetelerinin
başına geçtiler, Türkleri kadın, çocuk demeden
topluca öldürdüler.
Gabriyel
Nuradonkyan Efendi, Osmanlı Devleti için bir ölüm-kalım
savaşı olan Balkan Savaşları sırasında
bu devletin Dışişleri Bakanıydı. Lozan görüşmeleri
sırasında Türkiyeden toprak isteyen Ermeni
delegasyonun başında İsmet Paşanın karşısına
çıktı.
Bakanlık,
büyükelçilik, valilik, kaymakamlık gibi bürokrasinin üst düzey
makamları onların elinde olduğu gibi, sermaye/para da
onlardaydı. Buna karşılık, Anadolu Türk halkı
yoksulluk ve açlıktan kırılıyordu.
Sömürgenlikleri
ile Türkleri her gün daha da yoksullaştıran ve ezen
emperyalist devletler ise işbirlikçileri Ermeni kökenli
Osmanlılar için insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü
teraneleriyle gün geçmiyordu ki daha fazla hak ve reform
dayatmalarında bulunmasınlar!
Ve
Ermeniler, emperyalist güçlerin şemsiyesi altında, 1862
yılından beri her yerde terör estiriyorlar, devlete karşı
ayaklanıyorlar, toplu kıyımlarda bulunuyorlardı.
Bugün
Ermenilerin Türkiyede aynı eylemlere girişecek güçleri
yok. Şimdi soykırım saçmalıkları ile Türk
düşmanlığını sürdürüyorlar. Ne var ki,
onların yerine şimdi bölücü Kürt terörü geçmiş
bulunuyor. Oyun aynı, yalnızca oyuncular değişik.
İşte,
elinizdeki kitap, dönemin önemli gazetelerinden Tercüman-ı
Hakikatte yer alan yazı ve haberlerden Ermeni
Sorununun izlemek olanağı okura sunuyor. |
 |
|
|
ZEKERİYA SERTEL

244 SAYFA - 13 YTL |
Solcu
olarak bilinen, kendisini devrimci diye tanıtan biri en
önde gelen emperyalist ülke olan Amerikayı göklere çıkarır,
Amerikan
yaşam biçimini kendi ulusuna model olarak gösterebilir
mi? Amerikalıları överken, kendi halkını onlar
gibi olmayı
beceremediği için yerer mi?
Zekeriya
Sertel solcu olarak biliniyor, kendisini devrimci olarak
tanıtıyor
ama gerçekte o ülkemizde Amerikan kültür emperyalizminin
öncülerinden.
Ne var ki, çoğumuz harf devriminden önce onun
eski abece ile basılmış yazılarına ulaşamadığımız
için bu
yönünü bilmiyoruz. Tan gazetesindeki aynı çizgideki yazıları
ise nedense
görmezlikten geliniyor.
Öte
yandan Zekeriya Sertel, bugün bir beyin yıkama sektörüne
dönüşmüş
olan magazin basınının öncülerinden.
Camilerimizi
bile Amerikan kiliselerinin düzenine göre yeniden
biçimlendirmeyi övecek kadar Amerikan hayranı olan Zekeriya
Serteli tanımak istiyorsanız elinizdeki kitap
onun
kültür emperyalizminin belgeleri olan yazılarının
metinlerini size
sunarak bu olanağı sağlıyor.
|
 |
|
|
TÜRKİYE'DE ASKERİ DARBELER VE AMERİKA

3. basım
265 SAYFA - 16 YTL |
27
Mayıs 1960ta iktidara el koyan subaylar, niçin greve giden
işçileri komünist ilan ettiler, niçin başta Aziz
Nesin olmak üzere kimi solcu aydınları tutuklattılar?
Niçin Orgeneral Cemal Gürsel, 27 Mayısı yapmakla
NATOnun sağ kanadını kurtardık dedi? 27
Mayısın, CIAnin karşı çıkmasına
rağmen, NATO üyesi bir ülkenin ilk başbakanı olarak
Adnan Menderesin Sovyetler Birliğine yapacağı
ilk resmi ziyaret öncesine rastlaması bir tesadüf müydü?
Süleyman
Demirelin 12 Mart 1971 müdahalesinin nedenlerini açıklamak
için ABD bizim Sovyetlerle münasebetlerimizi düzeltmeye
girişmemizden rahatsız oldu, Türkiye kendi kendine
ayakta durabilir bir yapı kazanmak oluşu sırasında
ayağı takılıyor, tökezliyor demesindeki gerçeklik
payı nedir?
Ve
niçin 12 Eylül 1980 darbesi ABD Başkanına Bizim oğlanlar
başardı denilerek bildirildi?
Her
askeri müdahalede neden silahlı kuvvetlerden ve üniversitelerden
tasfiyeler yapılıyor?
12
Eylül irticaya neden destek verdi?
Ve
Türkiyenin emperyalizmin ağına düşürülmesinde
bu askeri müdahalelerin rolü nedir?
Bu
ve benzer soruların yanıtlarını bu kitapta
bulacaksınız. |
 |
|
|
KARŞI DEVRİM
1945 - 1950

5. basım
677 SAYFA - 35 YTL |
BASINDA KARŞIDEVRİM İÇİN
ÇIKAN YAZILARDAN
Oktay
Akbal:
Önce
belirtmem gereken Yetkinin usta bir yazar olduğudur. Anlatımı
etkileyici ve sürükleyici
. Yetkinin kitabı bütünüyle,
önemle, dikkatle okunacak bir yapıt. Geçmişi iyice tanımak,
günümüzü daha iyi anlamak için değerli bir çalışma.
Melih
Aşık:
Ülkenin
nereden nereye geldiğini anlamak için ilk okunması
gereken kitaplardan biri kuşkusuz Prof.Çetin Yetkinin <Karşıdevrim>
adlı çalışmasıdır.
Mehmet
Başaran:
büyük
bir emek ürünü, geçmişi aydınlatırken günümüze
ışık tutan bir inceleme, araştırma
Attila
İlhan:
soruna
özgün ve özel yaklaşan
. emek mahsulü, göz nuru ve alınteri
ciddi ciddi okunmaya üzerinde tartışılmaya değer
Hele ülkesinin geleceğini ciddiye alanlar için
Özdemir
İnce:
Kitapta
yer alan tutanak parçaları bile Milli Görüşün ve
mevcut AKP iktidarının temellerinin, 7.Kurultayda [CHP]
17 Kasım-4 Aralık 1947 tarihleri arasında atılmış
olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet tarihimizin özellikle
1945-1950 arası pek bilinmiyor. Oysa başta dışa
bağımlılık olmak üzere Devrimci Cumhuriyetin
elini ayağını bağlayan bütün sorunlar bu dönemin
ürünü.
Bu
nedenle ve özellikle CHPli gençler ve milletvekilleri, Çetin
Yetkinin <KarşIdevrim>i ile Atatürkün Söylevini
mutlaka okumalı. Mümkünse, aynı zamanda.
Işık
Kansu:
.
Yetkinin çalışması; yakın geçmişteki
yanlışları, bağımsızlıktan, çağdaşlıktan,
devricilikten uzaklaşma, hatta vazgeçme girişimlerinin başlangıç
noktalarını günümüz kuşaklarına aktarma açısından
önemli bir başvuru kaynağı, adım adım örülen
bir belgesel olmuş
.
Öner
Yağcı:
Her
ulusal, laik, devrimci, cumhuriyetçinin elinden bırakamayacağı
bir kitap bu. |
 |
|
|
TÜRKİYE'DE YUNAN VAHŞETİ

İlk basım 3.000 adet
277 SAYFA - 20 YTL |
İngiliz, Fransız, İtalyan Ve
Kızılhaç Tarafından Kurulan Soruşturma Komisyonunun İncelemeleri Ve
Raporları, Müttefikleri Yunanlıların Türklere Uyguladıkları
Soykırımı Gözler Önüne Seriyor...
İşte, 1921 yılında İstanbulda İşgal Güçleri
sansüründen geçerek yayınlanan, Yunan Vahşetini belgeleyen ve
İtilaf Devletlerince çekilen müttefikleri Yunanlıların yaptıkları
soykırım, ırza geçme, cinayet, kundaklama
ve benzeri barbarlık olaylarını belgeleyen fotoğraflarla gözler
önüne seren soruşturma ve sonunda düzenlenen komisyon raporları.
Biliyoruz, elinizdeki kitabın sayfalarını
çevirdikçe tüm benliğinizi bir başkaldırı duygusu saracak, yüreğiniz
sızlayacak, yanacak.
Keşke, bu olaylar hiç yaşanmasaydı da biz de bu
kitabı yayınlamamış olsaydık. |
 |
|
|
ATATÜRK:
BEN DE BİR İNSANIM

130 SAYFA - 13 YTL |
Sabiha Gökçen anlatıyor:
Ve Atatürk ağlıyordu... Mavi gözlerinden bir sıralı yaş o çetin
yüzünü yalayarak aşağıya süzülüyor, göğsünü ıslatıyordu...
Ertesi gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyecekti Gökçene:
....Unutma Mustafa Kemaller de insandır ve onlar da zaman zaman şu
ya da bu nedenle ağlamak isterler...

|
 |
|
|
CHP: 1965-1980
TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA ORTANIN SOLU

200 SAYFA - 15 YTL |
Ortanın Solu Türkiyenin siyasal yaşamında CHP içinde ve
karşısındaki partilerin tutumlarında dalgalanmalara neden olan ve
İsmet Paşanın sahiplendiği bir kavramdı. Önceleri bir yandan,
halktan ve aydınlardan büyük destek görerek yükselmeye başlayan
Türkiye İşçi Partisinin önünü kesmek, bir yandan da CHPnin halka
yönelmesini sağlamak için ortaya atılan Ortanın Solu, çok geçmeden
parti içinde kavgalara ve kopmalara da yol açacak ve sonunda
Ortanın Solu yolunda ilerleyen Bülent Ecevit, İsmet Paşa ile ters
düşecek, CHP Kurultayında onu genel başkanlıktan indirerek yerine
geçecekti. Ecevit, artık Karaoğlandı!..
Kitabın sayfalarını çevirdikçe CHP, nereden nereye? sorusunun da
yanıtını bulacaksınız. Deniz Baykalın da bu dalgalanmalar içinde
nerede bulunmuş olduğunu göreceksiniz.

|
 |
|
|

KEMALİZM İLE AB'NİN
ÇELİŞKİSİ

176 SAYFA - 14 YTL |
Devletimizin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk'ün söylem,
eylem, ilke ve devrimleri incelenip doğru
anlaşıldığında;
Atatürk
milliyetçiliği
ile Atatürk
ilke ve devrimleri Türkiye'nin
tam bağımsızlığı
ile bire bir örtüşmektedir.
Bu
bağlamda,
Atatürk
ilke ve devrimlerine bağlı
kalmanın
anlamı,
Türkiye'nin
tam bağımsızlığını
korumaktır.
Tam bağımsızlığın
ne anlama geldiği,
henüz
Ulusal Kurtuluş
Savaşımızın
başlangıcında
(Sakarya Savaşı'ndan
bile
önce
bir aşamada),
Mustafa Kemal
Paşa tarafından:
"Tam bağımsızlık
demek, elbette siyasa, ekonomi, adalet, askerlik,
kültür
gibi her alanda tam bağımsızlık
ve tam
özgürlük
demektir. Bu
saydıklarımın
herhangi birinde bağımsızlıktan
yoksunluk, ulusun ve
ülkenin
gerçek
anlamıyla
bütün
bağımsızlığından
yoksunluğu demektir...."
cümleleriyle
dile getirilmiştir.
Türkiye'nin,
tüm
uluslararası
bağlantıları ve Avrupa Birliği'ne
tam
üye
olma girişimleri
ile bu birliğe
girmek için
imzalanan Gümrük
Biriliği
Antlaşması'nın
değerlendirilmesi
için
ölçü; Türkiye'nin
bağımsızlığının
ne denli etkilendiği,
etkilenmekte olduğu
ve gelecekte nasıl
etkileneceği
yönünde
olmalıdır.
Bu değerlendirmeyi,
Atatürk
milliyetçiliğine,
ilke ve devrimlerine bağlı
kalarak yapabilmek için;
Atatürkçülüğün
(Kemalizm'in) içeriği
ile Avrupa
Birliği'nin
örgüt
yapısını,
amaç ve hedeflerini yakından
bilmek
gerekmektedir.
Daha önce,
"Tarihi Gerçekler
Işığında
Atatürkçü
Düşüncenin
Evrenselliği",
"Küreselleşme
Sürecinde
Atatürkçü
Düşünce",
"Ulusal
Kurtuluş Süreci
Ve Kuva-yı
Milliye" adındaki
kitaplarını
kamuoyuna
sunmuş olan Hüsnü
Merdanoğlu,
Atatürk'ün
"Herkes ulusal görevini
ve sorumluluğunu
bilmeli, memleket meseleleri
üzerinde
o
düşünceyle,
düşünüp
çalışmayı görev
edinmelidir"
sözlerinden
hareketle yazdığı ve Türkiye'nin
Avrupa Biriliği'ne
tam
üye
olma girişimlerinin
Kemalizm'le çelişmesine,
uyuşmazlığına
dikkat çektiği
bu kitabı
okuyucuların
ilgisine sunmuş
bulunuyor.
|
 |
|
|

TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA
MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM

176 SAYFA - 12 YTL |
Elçin Ateşoğlu, elinizdeki kitapla,
Türkiyenin sosyalist hareketinin tarihindeki en önemli iki çizgi
mücadelesini genç kuşakların bilgi dağarcığına kazandırıyor.
Konu, bilimsel ölçülerde ve akıcı bir
dille işlenmiştir.
1960lı yılların hangi devrim
aşamasındayız tartışması, 21. yüzyılın Türkiyesi için arkada kalan
bir konu değil, fakat geleceği belirleyecek güncel bir konudur.
Tarihe çalım atılamaz. Her toplum,
ancak önündeki sorunları çözebilir.
Bu kitap, toplumumuzun maddesini
anlamak, içinde bulunduğumuz tarihsel süreci keşfetmek, Kemalist
Devrimi tamamlama programının içeriğini belirlemek açısından
okuyucuya kırk yılın birikimini sunmaktadır.
Tam bağımsızlığımızı yeniden kazanmak,
millî devleti yeniden kurmak, vatanın bütünlüğünü ve milletin
birliğini sağlam temellere oturtmak, halkçı ve kamucu bir ekonomi
inşa etmek, özetle millî demokratik devrimi kesin başarıya
ulaştırmak ve arasız devrimlerle Asyanın yükselen çağdaş
uygarlığındaki özel konuma yerleşmek, Türkiyemizin önündeki büyük
iştir. Bu görevin yerine getirilmesinde milletimize önderlik
sorumluluğunu üstlenen öncüler, aydınlar, gençler, bu kitabı
okumalıdır.
Doğu Perinçek |
 |
|
|

CIA, KONTRGERİLLA
VE
TÜRKİYE

259 SAYFA - 17 YTL |
Uğur
Mumcu, CIA,
Kontrgerilla Ve Türkiyenin 12 Eylül 1980 darbesinden önceki
basımı için yazdığı Önsözde şöyle demişti:
Bu kitapta okuyacağız satırlar, bu
yediveren bağımsızlık gülünün kimlerin çizmeleri altında ezildiği
kanıtlamaktadır. Sömürgenlerin, kendi ülkemizdeki sürüngenlerle
birlikte bu yediveren bağımsızlık gülünü nasıl dalından koparıp ezip
yok etmek istediklerini okurken, çağımızın tek ve büyük suçlusu
emperyalizmi ayak izleri ile, çirkin soluğu ile yanıbaşınızda
duyacaksınız. Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık
bilincidir. Bu bilinç nasıl yok edilmiş? İşte bunun yanıtlarını
veriyor Emin Değer. Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil,
ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyuncuları da sergilemektedir.
Uğur Mumcu,
12 Mart 1971 askeri müdahalesi ile
sonuçlanan süreçte yaşananları bu çarpıcı sözleriyle belgelemişti
ama daha da önemli olanı, her zaman olduğu gibi, yine haklı çıkacak
ve öngörmüş olduğu üzere, M.Emin Değerin ortaya koyduğu gerçeklerin
12 Eylül 1980 darbesinin CIA damgalı oyuncularının
sahneleyeceği karabasana da ışık tutacağını bu sözleriyle belirtmiş
olacaktı.
Gerçekten de M.Emin Değer, 12 Mart
1971 öncesinde yargıç albay rütbesiyle Milli Savunma Bakanlığı
müşaviri olarak görev yapıyordu ve bu görevi ona başkalarının
ulaşamayacakları bilgi ve belgeleri elde etme olanağını sağlamıştı.
Her şey, 12 Mart 1971 müdahalesinin, Amerikan emperyalizminin
2.Dünya Savaşının bitiminden başlayarak Türkiyeyi adım adım teslim
almakta olduğunu, artık sıranın yurtseverleri öldürmeye, gençleri
birbirlerini kırdırtmaya, komplolar düzenlemeye ve böylece
işbirlikçileri ve ajanları eliyle 12 Mart 1971 rejimini yaşamaya
geçirmeye gelmişti. M.Emin Değerin kitabı her şeyden önce bu
gelişmeleri belgeleriyle gözler önüne seriyor.
Ancak Amerikan emperyalizmi, 12 Mart
1971 müdahalesi ile amacına bütünüyle ulaşamamıştı. Asıl darbe, 12
Eylül 1980de indirilecekti. 12 Mart, 12 Eylülün ilk perdesiydi. O
nedenle, kitap salt bu açıdan 12 Eylüle de ışık tutmakta ise de,
M.Emin Değer, bu yeni basımda metni yeniden gözden geçirerek, 12
Mart 1971den günümüze uzanan aynı yöndeki gelişmelere de değinmiş
bulunuyor. |
 |
|
|
C.H.P.NİN ÜLKÜSÜ
C.H.P.NİN KÜLTÜR SİYASASI AÇISINDAN
HALKEVLERİ MERKEZ YAYINI ÜLKÜ DERGİSİ

168 SAYFA - 14 YTL |
Kemalist Devrimin kültür ve eğitim kurumu olan ve C.H.P. tarafından
kurulan Halkevlerinin aydın kesime yönelik olarak 1933-1950
arasında Genel Merkezince yayınlanan Ülkü dergisi, Devrimin
ideolojisini kökleştirmek, gündemdeki olayları Kemalizm açısından
ele alıp işlemek, yorumlamak görevini üstlenmişti. Adı, ideal
sözcüğü karşılığı olarak Atatürk tarafından konulan Ülkü, bu
niteliği ile aynı zamanda C.H.P.nin de yayın organıydı. Derginin ülküsü,
Türk toplumunu çağdaşlaştırmak, Atatürkün gösterdiği hedeflere
doğru ilerletmekti. Doç.Dr.Mustafa Oral, bu kitabı ile bir yandan
C.H.P.nin ve Halkevleri Genel Merkezinin Kemalist Devrim anlayışını
okura sunarken, bir yandan da Atatürkün ölümünden sonraki süreçte
partinin kültür siyasasındaki ve devrim anlayışındaki değişimlere
ışık tutuyor.
ÇIKTI !
Tüm Kitabevlerinde |
 |
|
|
II.
DÜNYA SAVAŞI SONRASI
TÜRKİYEDE
KÜLTÜREL DEĞİŞİMLER
İÇ VE DIŞ ETKENLER
(1945-1960)

450 SAYFA - 20 YTL
ÇIKTI !
Tüm Kitabevlerinde |
Türkiye artık ne Atatürkün dönemindeki ve hatta ne de 1945
yılındaki Türkiye değildir. Özellikle İkinci Dünya Savaşının
bitimiyle birlikte iç ve dış siyasal koşullardaki değişikliklerin
Kemalist ilkeler göz ardı edilerek yorumlanması ve ortaya çıkan
olumsuzluklara karşı gerekli ulusalcı direnişin gösterilememesi
nedeniyle Türkiyenin toplumsal, ekonomik ve siyasal yapısı artan
bir ivme ile emperyalizmin biçimlendirmesine bağlı kılınmış
bulunuyor. Bu gelişmeler, kültürel alanda ise Kemalist özden koparak
yozlaşmak ve çağın gerisine düşmekle sonuçlanmıştır. Bugün kıyısına
sürüklendiğimiz uçurumun tohumları 1945-1950 arasında atılmış,
1950-1960 döneminde ise bu tohumlar ülkemizin topraklarında dal
budak sarmıştır.
1945-1960 yıllarına damgasını iki siyasal parti basmıştır:
Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti. Sorumluluk en başta bu
iki partinindir. Öylesine ki, örneğin Köy Enstitülerini önce C.H.P.
Köy Enstitüsü olmaktan çıkarmış, D.P. de kapatmış; tekke ve
zaviyeleri, imam-hatip okullarını C.H.P açmış, D.P. bu yoldan
yürümüş; ezanın Arapçaya çevrilmesi T.B.M.M.nde C.H.P. ve D.P.
oyları ile kabul edilmiş; okullara din derslerini C.H.P. koymuş, D.P.
yaygınlaştırmış; ulusal eğitimin Amerikalı uzmanların eline teslim
edilmesini birinin bıraktığı noktadan ötekisi sürdürmüş; her iki
parti de NATOye girilmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu
gelişmeler ve benzerleri, kendi yapılarına uygun kültürel
değişimleri de birlikte getirmişlerdir.
İşte,
yazar, 1945-1960 döneminde neler olup bittiğini, günümüzün kültürel
yaşamının neden bu duruma geldiğini ve bu süreçte dış ve iç
etmenlerin rolünü, yabancı ve yerli arşivlerde yaptığı çalışmalar,
basın taraması ve geniş bir kaynak araştırması sonucunda bu kitapta
belgelemiş bulunuyor. |
 |
|
|
BAB-I ÂLİDEN
MÜDAFAA-İ HUKUKA
BASINDA 21 YIL

307 SAYFA - 15 YTL
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
Çetin Yetkin, 1986 yılından başlayarak
Güneş, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde
çalıştı, Antalyada bölge gazetesi olan Akdeniz Atılımı
yayın yaşamına başlattı ve bir süre genel yayın yönetmenliğini yaptı.
2001-2002 yıllarında Türkiye genelinde okurlarıyla buluşan Gazete
Müdafaa-i Hukuku çıkardı. 9 yıla yakın bir süredir de
Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinin genel yayın
yönetmenliğini yapmaktadır. Bu 21 yıl boyunda basınla içli dışlı
olan Yetkin, Türkiyenin toplumsal ve siyasal yaşamında derin izler
bırakan olayları çalıştığı gazetelerin sayfalarına taşıdı. Bu arada
basın dünyasında kilit yerlerde olan ve ünlenmiş kişileri de
yakından tanıdı. Bu kitapta bir yandan bu olaylardan hâlâ güncel
önem taşıyanlardan ya da toplumsal ve siyasal yapımızı
biçimlendirmiş olanlardan kesitler bulacaksınız ve bir yandan da bu
kişilerden Turhan Aytul, Güneri Civaoğlu, Uğur Dündar, Çetin Emeç,
Fikret Otyam, Ertuğrul Özkök v.b.ni daha yakından tanıyacaksınız.
Kitapta, Yeniden Anadolu Ve Rumeli
Müdafaa-i Hukuk dergisinin yaşadıkları daha ayrıntılı olarak ele
alınmış bulunuyor. Çünkü, bu dergide neden yazmaya karar verdiğini
açıklarken Tahsin Yücelin dediği gibi
Günümüzün güçlü iletişim
araçları her şeyi yozlaştırıp tek biçimliliğe indirirken, düşünce
iletişimi, dolayısıyla da düşüncenin kendisini gittikçe
zorlaştırırken, onların dümen suyunda gitmeyip, daha alçak gönüllü,
ama çok daha dürüst bir iletişim aramak da bir erdemdi. En azından
bir direnme çağrısı ve hâlâ direnenlerle birlikte bir direnme
edimiydi. |
 |
|
|
TÜRK - İNGİLİZ
SİYASAL İLİŞKİLERİ
(1929 - 1936)

234 SAYFA - 15 YTL |
İngiltere, Birinci Dünya Savaşı ve
arkasından Ulusal Kurtuluş Savaşımız sırasında düşmanımızdı, Lozan
Antlaşmasını ise istemiye istemiye imzalamak zorunda kalmıştı.
Ancak, Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürkün
Yurtta barış, dünyada barış ilkesi gereğince Türkiye başta
Yunanistan olmak üzere bütün komşuları ve İngiltere ile dostluk
ilişkileri geliştirecekti. Ancak, İngiltere bir süre daha dostça
olmayan tutumunu sürdürecek, Kürt sorununu gündemde tutacak, Musul
konusunda diretecek ve Şeyh Sait isyanını kışkırtıp destekleyecekti.
Ne var ki, bu sorunlar aşıldıktan sonra, İngiltere de, değişen dünya
koşulları nedeniyle Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeyi
yeğleyecek, hatta Montrö Antlaşmasına giden yolda Türkiyenin
yanında olacaktı. Ancak, bu arada İngiliz ticarî çıkarları ile
Türkiyenin çıkarlarını da bağdaştırmak gerekiyordu.
Elif Uyar,
bu gelişmelerle ilgili kaynaklara ve İngiliz arşiv belgelerine ve
İngiliz büyükelçilerinin hükümetlerine verdiği raporlara da
dayanarak 1929-1936 döneminde düşmanlıktan belirli bir dostluğa
dönüşen Türk-İngiliz siyasal ilişkilerini ele almış bulunuyor. Bu
arada İngilterede gittikçe gelişen Atatürk hayranlığını da
belgeliyor.
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
 |
|
|
OSMANLI DEVLETİ'NDE
ARAP MİLLİYETÇİ
CEMİYETLERİ

234 SAYFA - 15 YTL |
Araplar, dört yüzyıl Osmanlı
Devletinin çatısı altında yaşadılar. Arap kültürü, dili Osmanlı
Devlet yaşamında çok önemli bir yer tutuyordu. Osmanlı, Arapları
kavm-i necip olarak adlandırıyor, Hz. Muhammedin Arap olması
nedeniyle de onları öteki uyruklardan üstün tutuyordu
Kutsal
Topraklar, Araplardaydı. Ne var ki, Hıristiyan misyoner
okullarının da yönlendirmesiyle, çağın modasına uyarak ayrılıkçı
milliyetçi düşüncelere kapıldılar, bağımsızlık sevdasına düştüler.
Önceleri çeşitli cemiyetler çerçevesinde örgütlendiler, sonunda da
Hıristiyan İngilizlerle anlaşarak isyan edip kutsal yerleri savunan
Müslüman Türk askerlerine bile saldırdılar. Sonunda Osmanlı ordusu
Arap topraklarından çekildi, ve onları yazgılarıyla baş başa bıraktı.
Yazgıları ise, bağımsızlık değil, Avrupalı emperyalistlerin
sömürgesi durumuna düşmek olacaktı. Bir Arap şairinin
Hele
toz duman bir dağılsın
Ata mı bindin eşeğe mi anlarsın
Dizelerinin ne anlama geldiğini işte
o zaman anladılar.
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
 |
|
|
İKTİDARA KARŞI
TÜRK
DİRENİŞ VE DEVRİMLERİ
- BAŞLANGIÇTAN ATATÜRK'E -

6. BASIM
İKİ CİLT 1034 SAYFA - 40
YTL |
Türk toplumsal ve siyasal yapısı
Asyada biçimlendi. Bu yapı içinde Oğuz Türkleri, Büyük Selçuklu
Devletini kurdular. Ancak, egemen çevrelerin yabancılarla
bütünleşip kozmopolitleşerek devletin kurucuları üzerinde baskı ve
sömürü düzeni kurmaları üzerine, ayaklanan Oğuzlar bu devletin
yıkılmasına yol açtı. Aynı süreç, bu kere Anadolu Selçuklularında
yaşandı. Osmanlı Devleti ise, kısa sürede bir Türk devleti olmaktan
çıkarak devşirmelerin ve giderek emperyalizmin işbirlikçileri
gayrimüslimlerin eline geçti. Artık, Türkler Etrak-ı bi-idrak yani
kafasız, idraksız Türkler diye nitelendiriliyor, sömürülüyor ve
kitlesel kırımlara uğratılıyorlardı. Ne var ki, Anadolu Türkleri, bu
baskıya ve zulme boyun eğmediler, direndiler, kendilerine
yabancılaşan devlete arka arkaya başkaldırdılar. Kimi zaman Osmanlı
ordularını yenilgiye uğrattılar ama sonunda hep kırıldılar, çocuk ve
kadın denilmeden kılıçtan geçirildiler. Ama en sonunda Mustafa Kemal
Paşanın önderliğinde başarıya ulaşarak Osmanlı Devletini tarihe
gömdüler. Çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşımız, aynı zamanda Osmanlıya
karşı da yapılmıştı ve onun içindir ki aynı zamanda Anadolu
İhtilali olarak anılıyor.
Bu kitap, bu şanlı direnişlerin ve
Osmanlının kalıntılarını silmeyi amaçlayan Atatürk devrimlerinin,
Türkün Türk olarak özgürce yaşamak istemesinin öyküsüdür.
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
 |
|
|
KIRILMA NOKTASI
1 MAYIS 1977 OLAYI

2. BASIM
145 SAYFA - 8 YTL |
Demirel: 13 Eylül günü duran
kan, 11 Eylül günü niye akıyordu?
Kanlar akıyordu, çünkü Sayın
Evrenin Çankayaya çıkması gerekiyordu.. demişti.
Emperyalizmin Kenan Evren ve 12 Eylül
darbecilerine verdiği görevi yerine getirebilmek için koşulların
olgunlaşması, ortamın elverişli olması, bunun için ise anarşi ve
terörün yaygınlaşması, gemi azıya alınması gerekiyordu. Kenan
Evrenin kendisi bu gerçeği, Artık vatandaş öyle bir hale
gelecekti ki, Lanet olsun, cumhuriyet geleceğine, ne gelirse gelsin,
yeter ki sokağa rahat çıkalım, rahat gezelim, rahat ticaret yapalım
diyecekti, sözleriyle itiraf etmişti.
Bu süreç, 1 Mayıs 1977 katliamı
ile başlamıştı. Başka bir deyişle, 1 MAYIS 1977 olayı, 12 Eylül 1980
darbesini hazırlayan gelişmelerin başlangıcıdır. Türk siyasal
yaşamının Kırılma Noktasıdır. Barış Yetkin bu kitabında
yakın tarihimizin bu en karanlık noktasına ışık tutuyor.
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
 |
|
|
ATATÜRK DÖNEMİNDE
DARÜLFÜNUN REFORMU

2. BASIM
145 SAYFA - 8 YTL |
1922den 1932te kadar geçen dokuz yıl içinde Türkiyenin bütün
aydınları gözlerini Darülfünuna diktiler. Her alanda devrimler
geçiren yeni Türkiyede Darülfünunun, memleket hayatının genel
gidişine uygun bir gelişme göstermesini beklediler
Lakin bütün bu
ilgilere, bütün bu eleştirilere rağmen İstanbul Darülfünunu, Türk
aydınlarının kendisinden iştirak ve ihtirasla beklediği iyiliğe,
gelişme ve ilerlemeye eremedi.
Memlekette, sosyal, siyasi büyük devrimler oldu. Darülfünun bunlara
karşı tarafsız bir gözlemci kaldı. Ekonomik alanda esaslı hareketler
oldu. Darülfünun bunlardan habersiz göründü. Hukukta radikal
değişiklikler oldu. Darülfünun yalnız yeni kanunları öğretim
programlarına almakla yetindi. Harf devrimi oldu. Öz dil hareketi
başladı. Darülfünun hiç tınmadı.
Yeni bir tarih anlayışı, milli bir hareket halinde bütün ülkeyi
sardı. Darülfünunda buna bir ilgi uyandırabilmek için üç yıla kadar
uğraşmak ve beklemek gerekti. İstanbul Darülfünunu artık durmuştu,
kendisine kapanmıştı. Vustai bir tecerrüt içinde dış âlemden elini
ayağını çekmişti
Bu hal karşısında İstanbul Darülfünunu ıslah etmek için yapılacak
teşebbüslerin, önceleri yapılmış olanlar gibi semeresiz kalacağına
kanaat getiren hükümet, bu müessesenin ilgasını teklif etmeği
memleketin ilim ve irfanı için en kestirme hayırlı hareket saymıştır
Mustafa Kemal Türkiyesi, bugün Gazi Şefinin elinden değerli bir
armağan daha alıyor. İstanbul Darülfünunu kapanmış, İstanbul
Üniversitesi açılmıştır. Yaşasın Üniversite!..
Dr.Reşit Galip
Milli Eğitim Bakanı
ÇIKTI !..
Kitabevlerinde |
 |
|
|
TÜRKİYE'DE SOL
TİYATRODA ROL

343 SAYFA - 15 YTL |
Kitabın
Sunuşunda şöyle diyor Mehmet Yalçın:
Bu
kitabın içeriği 1990 sonrasında Cumhuriyet gazetesi ile
Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinde çıkan
yazılarımdan seçilmiştir. Kimi küçük düzeltmeler dışında hiçbirinin
özüne dokunulmadı. Yazıların sıralamasında konu yakınlığı göz önünde
tutuldu. Yayın tarihi ve yeri her yazının sonunda belirtildi.
Kitabın
adında kullandığım sol kavramı yazıların ortak paydasıdır;
genel yaklaşım biçimi eleştireldir. Sol sözcüğünü, bir dizi
sınırlama ya da soyutlamalarla tartışma konusu yapılacak soyut bir
siyasal felsefe terimi olmaktan çok, Cumhuriyet devrimlerinin
içerdiği ilkeler bütünü anlamında kullanıyorum.
Bu
ilkeleri savunmakla görevli saydığım Cumhuriyet Halk Partisi
ile Cumhuriyet gazetesi en çok önemsediğim kurumların başında
geliyor.
ÇIKTI !..
Mayıs 2007'den itibaren kitabevlerinde |
 |
|
|
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİNDE TBMMNDE LAİKLİK TARTIŞMALARI

243 SAYFA - 15 YTL |
CHPnin
son iktidar yıllarında kök salan karşıdevrim Demokrat Partinin 14
Mayıs 1950de iktidara gelmesiyle birlikte büyük bir ivme
kazanmıştır. Özellikle, dini kurtaran parti olarak
nitelendirilen DP, gerici zihniyeti güçlendiren uygulamaları
gerçekleştirmiştir.
DP, laiklik
dinsizlik değildir, din irtica değildir anlayışı ile,
kurtarıcısı olduğu(!) dine sarılmış ve siyasi geleceğini bu yönde
belirlemeye çalışmıştır. Kendisini tenkit eden aydın kesime sırt
çevirmiş, gericilerle bir olmuş, onları teşvik etmiş, bu sebeple
milli mücadele ruhunu öldürmüş, ülkeyi ayakta tutacak ve çağdaş
medeniyet seviyesine eriştirecek olan Atatürk ilkelerinden
ayrılmıştır. Bugün gelinen noktada bu dönemin sorumluluğu açıkça
görülmektedir.
DPnin
bu tutumu özellikle bu amaçla çıkarılan yasaların TBMM komisyon
raporlarında ve genel kurul görüşmelerinde çok açık bir biçimde
belirginleşmiştir. Tutanaklara geçen bu raporlar ve görüşmeler
kimsenin yadsıyamayacağı tarihsel kanıtlardır.
Elinizdeki kitapta Sevgi Kocaçimen özenli bir çalışmayla bu
kanıtları sistematik bir biçimde okura sunuyor ve günümüzdeki
gelişmelerin köklerinin nerelere uzandığını gözler önüne seriyor.

ÇIKTI !
KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ... |
 |
|
|
Bireysel Dindarlık mı Kamusal Dinsellik mi?
BAŞÖRTÜSÜ SÖYLEMİNİN DİNSEL TEMELSİZLİĞİ
VE İSLAM FELSEFESİ
AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ

114 SAYFA - 8 YTL |
Selçuk
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı
Başkanı Doç.Dr.Şahin Filiz, İslamın özgün kaynaklarından hareketle
türbanın İslamda yeri olmadığını, dinden sapma niteliğini
taşıdığını kanıtlamakta ve şu sonuca ulaşmaktadır:
Siyasallaşan ve seçkinci bir kamusal dinsellik alanını gittikçe
ötekiler aleyhine genişleten başörtüsü söylemi, İslamın ahlaki
ve medeni özünü gölgelediği gibi, bugün, tüm ABD, AB yanlısı ve
küresel ılımlı İslam söyleminin yerli işbirlikçileri için,
emperyalist ve mandacı tuzağın halk yığınları nazarında
meşruiyetini sağlayan İslami makyajla servis edilmesini de
kolaylaştırmaktadır. Avrupa Birliği, ABD kaynaklı ılımlı İslam
propagandası ve dinler arası diyalog faaliyetleri, Başörtüsüne
özgürlük talepleriyle çakışan bir sürecin temel parametreleri
olarak İslami kesimde dinsel olarak onaylanmış ve sindirilmiştir.
Ülkemizi ve Türk ulusunu parçalamayı amaçlayan ABne ve onun
ülkemizdeki sivil uzantılarına karşı çıkmak, başörtüsü özgürlüğüne
ve doğal olarak da İslama karşı çıkmakla bir tutulmak için,
başörtüsü söylemi, Milli devlete muhalefetin dinsel motifi olarak
işlevselleştirilmektedir.

ÇIKTI !
KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ... |
 |
|
|
ATATÜRK,
DİN VE LAİKLİK
Doç.Dr.Şahin Filiz - Prof.Dr.Nadim Macit
Prof.Dr.Ali Sarıkoyuncu - Cemal Şener
Prof.Dr.Çetin Yetkin

84 SAYFA - 5 YTL |
Küçük ama son derece önemli saptama ve bildirimleri içeren bu kitap, 21 Şubat 2008
tarihinde Akdeniz Üniversitesinde Atatürk, Din Ve Laiklik adıyla
yapılan açık oturumun tutanaklarıdır. Bu açık oturumda ülkemizdeki
irticai gelişmeler din bilginleri ile tartışılarak olup bitenlerin
arkasında ne var, işin içyüzü nedir, ortaya konulmuştur.
Açık
oturuma katılan dört konuşmacımızdan üçü, Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu,
Prof. Dr. Nadim Macit ve Doç. Dr. Şahin Filiz, İmam-Hatip Okulu
mezunudur. Macit ve Filiz, İlahiyat Fakültesini bitirmişlerdir ve
şu an ikisi de iki ayrı İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesidirler.
Sarıkoyuncu ise, Cumhuriyet Tarihi üzerinde uzmanlaşmıştır ama uzun
yıllar Diyanet İşleri Başkanlığında üst düzeyde görev yapmıştır.
Kısacası, başbakanın istediği gibi, üçü de ulemadandır. Ve yine
kendiliğinden anlaşılabileceği gibi üçü de Sünnidir. Sünni bakış
açısı dışında Alevilerin de bu gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini
Alevi yazar ve araştırmacı Cemal Şener dile getirmiştir. Açık
oturumu Prof. Dr. Çetin Yetkin düzenlemiş ve yönetmiştir.

ÇIKTI !
KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ... |
|
|
Dağılan Yugoslavya
Sonrası
KOSOVA VE MAKEDONYA
TÜRKLERİ
Bilgin
ÇELİK

180 SAYFA - 12 YTL |
Bu çalışma yaklaşık 15 yıldır güncelliğini koruyan Yugoslavyanın
dağılma sürecini ve bu gelişmenin Kosova ve Makedonyada yaşayan
Türkler üzerinde yarattığı etkileri değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
Yazar, özellikle çeşitli dönemlerde
Türkiyeye yapılan göçler, basın-yayın etkinlikleriyle Türk
kimliğini ayakta tutma savaşımları ve Yugoslavyanın dağılmasından
sonra Kosova ve Makedonya Türklerinin bölgede yükselen
milliyetçilik akımları arasında sıkışıp kalmalarını, karşılaştıkları
sorunları, yaşadıkları sıkıntıları ortaya koymaktadır.
Yazar, Balkanlara yönelik AB
politikasının bölgeyi önce küçük ulus-devletlere ayırmayı ve daha
sonra kendi sistemi içine dahil etmeyi amaçladığını, Karadağın ve
Kosovanın bağımsızlıklarını ilan etmeleri konusundaki yaklaşımları
bu politikanın açık bir göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır.

ÇIKTI !
KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ... |
|
|
 |
|
|
|
ŞUBAT 2008 İTABİRİYLE
E-POSTA ADRESLERİMİZ DEĞİŞİYOR!!!!
YENİ E-POSTA ADRESLERİMİZ:
mudafaaihukuk@mudafaaihukuk.com -
haydarcakmak@mudafaaihukuk.com
|
 |
|
ÇOK
YAKINDA ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ
ZİYA GÖLALP - KÜÇÜK MECMUA
|
 |
|
YENİDEN
ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK YAYINLARINDAN
KİTAP
KAMPANYASI

Kampanyaya katılmak
için lütfen listeden işaretlediğiniz kitapların bedelini posta çeki
hesabına (Çetin Yetkin 1119234 numaralı hesap) veya banka hesabına
(Haydar Çakmak İş Bankası Antalya Şubesi 3047921 numaralı hesap)
yatırabilirsiniz. Kitap listenizi ve dekontunuzu 0242-2289419
numaralı telefona fakslayabilir veya
mudafaaihukuk1@superonline.com adresine e-posta ile
gönderebilirsiniz.
Siparişleriniz 3 iş
günü içinde adresinize ulaşacaktır.
Kitap
siparişleri için lütfen ANTALYA MERKEZ ile
bağlantı kurunuz...
Ayrıca, Yeniden Anadolu Ve
Rumeli Müdafaa-i Hukuk TEMSİLCİLERİNDEN, dergi satış
noktalarından ve diğer kitapçılardan sorabilirsiniz.
DERGİ VE KİTAPLARIMIZI SATAN KİTABEVLERİ
VE
ON-LİNE SATIŞ YAPAN İNTERNET SİTELERİ İÇİN TIKLAYINIZ
Telefon: 242-228 94 18 Faks: 242-2289419
Kitap ve dergi dağıtım için:
mudafaaihukuk1@superonline.com
ŞUBAT 2008 İTABİRİYLE
E-POSTA ADRESLERİMİZ DEĞİŞİYOR!!!!
YENİ E-POSTA ADRESLERİMİZ:
mudafaaihukuk@mudafaaihukuk.com -
haydarcakmak@mudafaaihukuk.com
|
|
|
|