Adresimiz değişti !

Yeni adresimiz

Gençlik Mahhallesi Fevzi Çakmak Caddesi,  4. Mahmut Çil Ap. 79/2 ANTALYA

Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk

Prof.Dr. Çetin YETKİN yönetiminde kitap yayınlarına devam ediyor...

TÜM KİTAPÇILARDA!..

DERGİ VE KİTAPLARIMIZI SATAN KİTABEVLERİ

VE

ON-LİNE SATIŞ YAPAN İNTERNET SİTELERİ İÇİN TIKLAYINIZ

 

ŞUBAT 2008 İTABİRİYLE

E-POSTA ADRESLERİMİZ DEĞİŞİYOR!!!!

YENİ E-POSTA ADRESLERİMİZ:

mudafaaihukuk@mudafaaihukuk.com - haydarcakmak@mudafaaihukuk.com

 

MİLLİYETÇİLİK:

NEDEN ŞİMDİ

 

 

Gözden geçirilmiş

2. basım

260 SAYFA - 15 YTL

Gazi Mustafa Kemal diyor ki:

“Millet tarihinde bazı devirler vardır ki; muayyen maksatlara erebilmek için maddi ve manevi ne kadar kuvvet varsa hepsini bir araya toplamak ve aynı istikamete sevketmek lâzım gelir…

Memleketin ve inkılâbın içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelere karşı masuniyeti için bütün milliyetçi ve cumhuriyetçi kuvvetlerin bir yerde toplanması lâzımdır… Aynı cinsten olan kuvvetler müşterek gaye yolunda birleşmelidir.”

 

Atatürk’ün bu sözleri bugün dünkünden daha da geçerli. Gerçekten de, Türkiye’nin içine sürüklendiği olumsuz koşullar, tüm “milliyetçi” güçleri aynı safta toplanmalarını gerektiriyor.

Ancak, bunun için “milliyetçilik”ten ne anladığımızı, “milliyetçi”ler olarak neyi amaçladığımızı açıkça ortaya koymamız ön koşuldur. İşte, bu kitapta, önde gelen yirmi düşün ve siyaset adamımız, bu konuyu tartışıp açıkça ortaya koyuyorlar.

AYDINLAR AÇIKLIYOR

Prof.Dr. Sina Akşin - Yetkin Aröz - Erol Bilbilik - Demirtaş Ceyhun

Prof.Dr. Anıl Çeçen - Süleyman Demirel - Prof.Dr. Cihan DURA -  Mehmet Bedri Gültekin

Dr. Agah Oktay Güner - Doç.Dr. Emin Gürses - Prof.Dr. Alpaslan Işıklı - Özdemir İnce

Altemur Kılıç - Yaşar Okuyan - Dr. Doğu Perinçek - Vural Savaş

Öner Yağcı - Dr. Veysel Yıldız - Tahsin Yücel - Namık Kemal Zeybek

 

 

 

Tercüman-ı Hakikat

gazetesine göre

OSMANLI ERMENİLERİ

 

 

176 SAYFA - 12 YTL

Ermeni kökenli Osmanlı vatandaşları Papazyan ve Pastırmacıyan  Osmanlı Devleti’nin parlamentosunda mebus, yani milletvekiliydiler. Ama kendi devletlerine karşı yabancı bir devletle, Rusya ile, işbirliğine girişerek Ermeni terör çetelerinin başına geçtiler, Türkler’i kadın, çocuk demeden topluca öldürdüler.

Gabriyel Nuradonkyan Efendi, Osmanlı Devleti için bir ölüm-kalım savaşı olan Balkan Savaşları sırasında bu devletin Dışişleri Bakanı’ydı. Lozan görüşmeleri sırasında Türkiye’den toprak isteyen Ermeni delegasyonun başında İsmet Paşa’nın karşısına çıktı.

Bakanlık, büyükelçilik, valilik, kaymakamlık gibi bürokrasinin üst düzey makamları onların elinde olduğu gibi, sermaye/para da onlardaydı. Buna karşılık, Anadolu Türk halkı yoksulluk ve açlıktan kırılıyordu.

Sömürgenlikleri ile Türkleri her gün daha da yoksullaştıran ve ezen emperyalist devletler ise işbirlikçileri Ermeni kökenli Osmanlılar için insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü teraneleriyle gün geçmiyordu ki daha fazla hak ve “reform” dayatmalarında bulunmasınlar!

Ve Ermeniler, emperyalist güçlerin şemsiyesi altında, 1862 yılından beri her yerde terör estiriyorlar, devlete karşı ayaklanıyorlar, toplu kıyımlarda bulunuyorlardı.

Bugün Ermeniler’in Türkiye’de aynı eylemlere girişecek güçleri yok. Şimdi soykırım saçmalıkları ile Türk düşmanlığını sürdürüyorlar. Ne var ki, onların yerine şimdi bölücü Kürt terörü geçmiş bulunuyor. Oyun aynı, yalnızca oyuncular değişik.

 İşte, elinizdeki kitap, dönemin önemli gazetelerinden Tercüman-ı Hakikat’te yer alan yazı ve haberlerden “Ermeni Sorunu”nun izlemek olanağı okura sunuyor.

 

 

 

 

ZEKERİYA SERTEL

 

 

244 SAYFA - 13 YTL

“Solcu” olarak bilinen, kendisini “devrimci” diye tanıtan biri en önde gelen emperyalist ülke olan Amerika’yı göklere çıkarır, Amerikan yaşam biçimini kendi ulusuna “model” olarak gösterebilir mi? Amerikalıları överken, kendi halkını onlar gibi olmayı beceremediği için yerer mi?

Zekeriya Sertel “solcu” olarak biliniyor, kendisini “devrimci” olarak tanıtıyor ama gerçekte o ülkemizde Amerikan kültür emperyalizminin öncülerinden. Ne var ki, çoğumuz harf devriminden önce onun eski abece ile basılmış yazılarına ulaşamadığımız için bu yönünü bilmiyoruz. Tan gazetesindeki aynı çizgideki yazıları ise nedense görmezlikten geliniyor.

Öte yandan Zekeriya Sertel, bugün bir “beyin yıkama sektörü”ne dönüşmüş olan magazin basınının öncülerinden. 

Camilerimizi bile Amerikan kiliselerinin düzenine göre yeniden biçimlendirmeyi övecek kadar Amerikan hayranı olan Zekeriya Sertel’i tanımak istiyorsanız elinizdeki kitap

onun kültür emperyalizminin belgeleri olan yazılarının metinlerini size sunarak bu olanağı sağlıyor.

 

 

 

 

TÜRKİYE'DE ASKERİ DARBELER VE AMERİKA

 

 

3. basım

265 SAYFA - 16 YTL

27 Mayıs 1960’ta iktidara el koyan subaylar, niçin greve giden işçileri “komünist” ilan ettiler, niçin başta Aziz Nesin olmak üzere kimi “solcu” aydınları tutuklattılar? Niçin Orgeneral Cemal Gürsel, 27 Mayıs’ı yapmakla “NATO’nun sağ kanadını kurtardık” dedi? 27 Mayıs’ın, CIA’nin karşı çıkmasına rağmen, NATO üyesi bir ülkenin ilk başbakanı olarak Adnan Menderes’in Sovyetler Birliği’ne yapacağı ilk resmi ziyaret öncesine rastlaması bir tesadüf müydü?

Süleyman Demirel’in 12 Mart 1971 müdahalesinin nedenlerini açıklamak için “ABD bizim Sovyetler’le münasebetlerimizi düzeltmeye girişmemizden rahatsız oldu”, “Türkiye kendi kendine ayakta durabilir bir yapı kazanmak oluşu sırasında ayağı takılıyor, tökezliyor” demesindeki gerçeklik payı nedir?

Ve niçin 12 Eylül 1980 darbesi ABD Başkanı’na “Bizim oğlanlar başardı” denilerek bildirildi?

Her askeri müdahalede neden silahlı kuvvetlerden ve üniversitelerden tasfiyeler yapılıyor?

12 Eylül “irtica”ya neden destek verdi?

Ve Türkiye’nin emperyalizmin ağına düşürülmesinde bu askeri müdahalelerin rolü nedir?

Bu ve benzer soruların yanıtlarını bu kitapta bulacaksınız.

 

 

 

KARŞI DEVRİM

1945 - 1950

 

 

5. basım

677 SAYFA - 35 YTL

BASINDA KARŞIDEVRİM İÇİN ÇIKAN YAZILARDAN…

Oktay Akbal:

“Önce belirtmem gereken Yetkin’in usta bir yazar olduğudur. Anlatımı etkileyici ve sürükleyici…. Yetkin’in kitabı bütünüyle, önemle, dikkatle okunacak bir yapıt. Geçmişi iyice tanımak, günümüzü daha iyi anlamak için değerli bir çalışma.”

Melih Aşık:

“Ülkenin nereden nereye geldiğini anlamak için ilk okunması gereken kitaplardan biri kuşkusuz Prof.Çetin Yetkin’in <Karşıdevrim> adlı çalışmasıdır.”

Mehmet Başaran:

“…büyük bir emek ürünü, geçmişi aydınlatırken günümüze ışık tutan bir inceleme, araştırma…”

Attila İlhan:

“…soruna özgün ve özel yaklaşan…. emek mahsulü, göz nuru ve alınteri… ciddi ciddi okunmaya üzerinde tartışılmaya değer… Hele ülkesinin geleceğini ciddiye alanlar için…”

Özdemir İnce:

“Kitapta yer alan tutanak parçaları bile Milli Görüş’ün ve mevcut AKP iktidarının temellerinin, 7.Kurultay’da [CHP] 17 Kasım-4 Aralık 1947 tarihleri arasında atılmış olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet tarihimizin özellikle 1945-1950 arası pek bilinmiyor. Oysa başta dışa bağımlılık olmak üzere Devrimci Cumhuriyet’in elini ayağını bağlayan bütün sorunlar bu dönemin ürünü.

Bu nedenle ve özellikle CHP’li gençler ve milletvekilleri, Çetin Yetkin’in <KarşIdevrim>i ile Atatürk’ün Söylev’ini mutlaka okumalı. Mümkünse, aynı zamanda.”

Işık Kansu:

“…. Yetkin’in çalışması; yakın geçmişteki yanlışları, bağımsızlıktan, çağdaşlıktan, devricilikten uzaklaşma, hatta vazgeçme girişimlerinin başlangıç noktalarını günümüz kuşaklarına aktarma açısından önemli bir başvuru kaynağı, adım adım örülen bir belgesel olmuş….”

Öner Yağcı:

“Her ulusal, laik, devrimci, cumhuriyetçinin elinden bırakamayacağı bir kitap bu.”

 

TÜRKİYE'DE YUNAN VAHŞETİ

İlk basım 3.000 adet

277 SAYFA - 20 YTL

İngiliz, Fransız, İtalyan Ve Kızılhaç Tarafından Kurulan Soruşturma Komisyonu’nun İncelemeleri Ve Raporları, Müttefikleri Yunanlılar’ın Türkler’e Uyguladıkları Soykırımı Gözler Önüne Seriyor...

   İşte, 1921 yılında İstanbul’da İşgal Güçleri sansüründen geçerek yayınlanan, Yunan Vahşeti’ni belgeleyen ve İtilaf Devletleri’nce çekilen müttefikleri Yunanlılar’ın yaptıkları soykırım, ırza geçme, cinayet, kundaklama ve benzeri barbarlık olaylarını belgeleyen fotoğraflarla gözler önüne seren soruşturma ve sonunda düzenlenen komisyon raporları.

   Biliyoruz, elinizdeki kitabın sayfalarını çevirdikçe tüm benliğinizi bir başkaldırı duygusu saracak, yüreğiniz sızlayacak, yanacak.

   Keşke, bu olaylar hiç yaşanmasaydı da biz de bu kitabı yayınlamamış olsaydık.

 

 

ATATÜRK:
“BEN DE BİR İNSANIM”

130 SAYFA - 13 YTL

Sabiha Gökçen anlatıyor:
“Ve Atatürk ağlıyordu... Mavi gözlerinden bir sıralı yaş o çetin yüzünü yalayarak aşağıya süzülüyor, göğsünü ıslatıyordu...”
Ertesi gün Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyecekti Gökçen’e:
“....Unutma Mustafa Kemaller de insandır ve onlar da zaman zaman şu ya da bu nedenle ağlamak isterler...”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP: 1965-1980

TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA ORTANIN SOLU

200 SAYFA - 15 YTL

    “Ortanın Solu” Türkiye’nin siyasal yaşamında CHP içinde ve karşısındaki partilerin tutumlarında dalgalanmalara neden olan ve İsmet Paşa’nın sahiplendiği bir kavramdı. Önceleri bir yandan, halktan ve aydınlardan büyük destek görerek yükselmeye başlayan Türkiye İşçi Partisi’nin önünü kesmek, bir yandan da CHP’nin halka yönelmesini sağlamak için ortaya atılan “Ortanın Solu”, çok geçmeden parti içinde kavgalara ve kopmalara da yol açacak ve sonunda “Ortanın Solu” yolunda ilerleyen Bülent Ecevit, İsmet Paşa ile ters düşecek, CHP Kurultayı’nda onu genel başkanlıktan indirerek yerine geçecekti. Ecevit, artık “Karaoğlan”dı!..

    Kitabın sayfalarını çevirdikçe “CHP, nereden nereye?” sorusunun da yanıtını bulacaksınız. Deniz Baykal’ın da bu dalgalanmalar içinde nerede bulunmuş olduğunu göreceksiniz.

 

 

 

 

KEMALİZM İLE AB'NİN

ÇELİŞKİSİ

176 SAYFA - 14 YTL

Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün ylem, eylem, ilke ve devrimleri incelenip doğru anlaşıldığında;

Atatürk milliyetçiliği ile Atatürk ilke ve devrimleri Türkiye'nin tam bağımsızlığı ile bire bir örtüşmektedir.

Bu bağlamda, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalmanın anlamı, rkiye'nin tam bağımsızlığını korumaktır.

Tam bağımsızlığın ne anlama geldiği, henüz Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcında (Sakarya Savaşı'ndan bile önce bir aşamada), Mustafa Kemal Paşa tarafından:

"Tam bağımsızlık demek, elbette siyasa, ekonomi, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve tam özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir...." mleleriyle dile getirilmiştir.

rkiye'nin, tüm uluslararası bağlantıları ve Avrupa Birliği'ne tam üye olma girişimleri ile bu birliğe girmek için imzalanan Gümrük Biriliği Antlaşması'nın değerlendirilmesi için ölçü; Türkiye'nin bağımsızlığının ne denli etkilendiği, etkilenmekte olduğu ve gelecekte nasıl etkileneceği yönünde olmalıdır.

Bu değerlendirmeyi, Atatürk milliyetçiliğine, ilke ve devrimlerine bağlı kalarak yapabilmek için; Atatürkçülüğün (Kemalizm'in) içeriği ile Avrupa Birliği'nin örgüt yapısını, amaç ve hedeflerini yakından bilmek gerekmektedir.

Daha önce, "Tarihi Gerçekler Işığında Atatürkçü Düşüncenin Evrenselliği", "Küreselleşme Sürecinde Atatürkçü Düşünce", "Ulusal Kurtuluş Süreci Ve Kuva-yı Milliye" adındaki kitaplarını kamuoyuna sunmuş olan Hüsnü Merdanoğlu, Atatürk'ün "Herkes ulusal görevini ve sorumluluğunu bilmeli, memleket meseleleri üzerinde o düşünceyle, düşünüp çalışmayı görev edinmelidir" zlerinden hareketle yazdığı ve Türkiye'nin Avrupa Biriliği'ne tam üye olma girişimlerinin Kemalizm'le çelişmesine, uyuşmazlığına dikkat çektiği bu kitabı okuyucuların ilgisine sunmuş bulunuyor.

 

 

TÜRK SİYASAL YAŞAMINDA
MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM

176 SAYFA - 12 YTL

Elçin Ateşoğlu, elinizdeki kitapla, Türkiye’nin sosyalist hareketinin tarihindeki en önemli iki çizgi mücadelesini genç kuşakların bilgi dağarcığına kazandırıyor.

Konu, bilimsel ölçülerde ve akıcı bir dille işlenmiştir.

1960’lı yılların hangi devrim aşamasındayız tartışması, 21. yüzyılın Türkiye’si için arkada kalan bir konu değil, fakat geleceği belirleyecek güncel bir konudur.

Tarihe çalım atılamaz. Her toplum, ancak önündeki sorunları çözebilir.

Bu kitap, toplumumuzun maddesini anlamak, içinde bulunduğumuz tarihsel süreci keşfetmek, Kemalist Devrim’i tamamlama programının içeriğini belirlemek açısından okuyucuya kırk yılın birikimini sunmaktadır.

Tam bağımsızlığımızı yeniden kazanmak, millî devleti yeniden kurmak, vatanın bütünlüğünü ve milletin birliğini sağlam temellere oturtmak, halkçı ve kamucu bir ekonomi inşa etmek, özetle millî demokratik devrimi kesin başarıya ulaştırmak ve “arasız devrimlerle” Asya’nın yükselen çağdaş uygarlığındaki özel konuma yerleşmek, Türkiye’mizin önündeki büyük iştir. Bu görevin yerine getirilmesinde milletimize önderlik sorumluluğunu üstlenen öncüler, aydınlar, gençler, bu kitabı okumalıdır.

 Doğu Perinçek

 

CIA, KONTRGERİLLA

VE

TÜRKİYE

259 SAYFA - 17 YTL

 Uğur Mumcu, “CIA, Kontrgerilla Ve Türkiye”nin 12 Eylül 1980 darbesinden önceki basımı için yazdığı “Önsöz”de şöyle demişti:

“Bu kitapta okuyacağız satırlar, bu ‘yediveren bağımsızlık gülü’nün kimlerin çizmeleri altında ezildiği kanıtlamaktadır. Sömürgenlerin, kendi ülkemizdeki sürüngenlerle birlikte bu yediveren bağımsızlık gülünü nasıl dalından koparıp ezip yok etmek istediklerini okurken, çağımızın tek ve büyük suçlusu emperyalizmi ayak izleri ile, çirkin soluğu ile yanıbaşınızda duyacaksınız. Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık bilincidir. Bu bilinç nasıl yok edilmiş? İşte bunun yanıtlarını veriyor Emin Değer. Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil, ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyuncuları da sergilemektedir

Uğur Mumcu, 12 Mart 1971 askeri müdahalesi ile sonuçlanan süreçte yaşananları bu çarpıcı sözleriyle belgelemişti ama daha da önemli olanı, her zaman olduğu gibi, yine haklı çıkacak ve öngörmüş olduğu üzere, M.Emin Değer’in ortaya koyduğu gerçeklerin 12 Eylül 1980 darbesinin “CIA damgalı oyuncuları”nın sahneleyeceği karabasana da ışık tutacağını bu sözleriyle belirtmiş olacaktı.

Gerçekten de M.Emin Değer, 12 Mart 1971 öncesinde yargıç albay rütbesiyle Milli Savunma Bakanlığı müşaviri olarak görev yapıyordu ve bu görevi ona başkalarının ulaşamayacakları bilgi ve belgeleri elde etme olanağını sağlamıştı. Her şey, 12 Mart 1971 müdahalesinin, Amerikan emperyalizminin 2.Dünya Savaşı’nın bitiminden başlayarak Türkiye’yi adım adım teslim  almakta olduğunu, artık sıranın yurtseverleri öldürmeye, gençleri birbirlerini kırdırtmaya, komplolar düzenlemeye ve böylece işbirlikçileri ve ajanları eliyle 12 Mart 1971 rejimini yaşamaya geçirmeye gelmişti. M.Emin Değer’in kitabı her şeyden önce bu gelişmeleri belgeleriyle gözler önüne seriyor.

Ancak Amerikan emperyalizmi, 12 Mart 1971 müdahalesi ile amacına bütünüyle ulaşamamıştı. Asıl darbe, 12 Eylül 1980’de indirilecekti. 12 Mart, 12 Eylül’ün ilk perdesiydi. O nedenle, kitap salt bu açıdan 12 Eylül’e de ışık tutmakta ise de, M.Emin Değer, bu yeni basımda metni yeniden gözden geçirerek, 12 Mart 1971’den günümüze uzanan aynı yöndeki gelişmelere de değinmiş bulunuyor.

 

 

C.H.P.’NİN ÜLKÜSÜ
C.H.P.’NİN KÜLTÜR SİYASASI AÇISINDAN
HALKEVLERİ MERKEZ YAYINI ÜLKÜ DERGİSİ

168 SAYFA - 14 YTL

Kemalist Devrim’in kültür ve eğitim kurumu olan ve C.H.P. tarafından kurulan Halkevleri’nin  aydın kesime yönelik olarak 1933-1950 arasında Genel Merkezi’nce yayınlanan Ülkü dergisi, Devrim’in ideolojisini kökleştirmek, gündemdeki olayları Kemalizm açısından ele alıp işlemek, yorumlamak görevini üstlenmişti. Adı, “ideal” sözcüğü karşılığı olarak Atatürk tarafından konulan Ülkü, bu niteliği ile aynı zamanda C.H.P.nin de  yayın organıydı. Derginin “ülküsü”, Türk toplumunu çağdaşlaştırmak, Atatürk’ün gösterdiği hedeflere doğru ilerletmekti. Doç.Dr.Mustafa Oral, bu kitabı ile bir yandan C.H.P.nin ve Halkevleri Genel Merkezi’nin Kemalist Devrim anlayışını okura sunarken, bir yandan da Atatürk’ün ölümünden sonraki süreçte partinin kültür siyasasındaki ve devrim anlayışındaki değişimlere ışık tutuyor.

 

ÇIKTI !

Tüm Kitabevlerinde

 

 II. DÜNYA SAVAŞI SONRASI

TÜRKİYE’DE

KÜLTÜREL DEĞİŞİMLER

—İÇ VE DIŞ ETKENLER—

(1945-1960)

 

450 SAYFA - 20 YTL

 

ÇIKTI !

Tüm Kitabevlerinde

Türkiye artık ne Atatürk’ün dönemindeki ve hatta ne de 1945 yılındaki Türkiye değildir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte iç ve dış siyasal koşullardaki değişikliklerin Kemalist  ilkeler göz ardı edilerek yorumlanması ve ortaya çıkan olumsuzluklara karşı gerekli ulusalcı direnişin gösterilememesi nedeniyle Türkiye’nin toplumsal, ekonomik ve siyasal yapısı artan bir ivme ile emperyalizmin biçimlendirmesine bağlı kılınmış bulunuyor. Bu gelişmeler, kültürel alanda ise Kemalist özden koparak yozlaşmak ve çağın gerisine düşmekle sonuçlanmıştır.  Bugün kıyısına sürüklendiğimiz uçurumun tohumları 1945-1950 arasında atılmış, 1950-1960 döneminde ise bu tohumlar ülkemizin topraklarında dal budak sarmıştır.

1945-1960 yıllarına damgasını iki siyasal parti basmıştır: Cumhuriyet Halk Partisi ve Demokrat Parti. Sorumluluk en başta bu iki partinindir. Öylesine ki, örneğin Köy Enstitüleri’ni önce C.H.P. Köy Enstitüsü olmaktan çıkarmış, D.P. de kapatmış; tekke ve zaviyeleri, imam-hatip okullarını C.H.P açmış, D.P. bu yoldan yürümüş; ezanın Arapça’ya çevrilmesi T.B.M.M.nde C.H.P. ve D.P. oyları ile kabul edilmiş; okullara din derslerini C.H.P. koymuş, D.P. yaygınlaştırmış; ulusal eğitimin Amerikalı uzmanların eline teslim edilmesini birinin bıraktığı noktadan ötekisi sürdürmüş; her iki parti de NATO’ye girilmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Bu gelişmeler ve benzerleri, kendi yapılarına uygun kültürel değişimleri de birlikte getirmişlerdir.

İşte, yazar, 1945-1960 döneminde neler olup bittiğini, günümüzün kültürel yaşamının neden bu duruma geldiğini ve bu süreçte dış ve iç etmenlerin rolünü,  yabancı ve yerli arşivlerde yaptığı çalışmalar, basın taraması ve geniş bir kaynak araştırması sonucunda bu kitapta belgelemiş bulunuyor.

 

 

BAB-I ÂLİ’DEN

MÜDAFAA-İ HUKUK’A

 BASINDA 21 YIL

 

307 SAYFA - 15 YTL

 

  ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

Çetin Yetkin, 1986 yılından başlayarak Güneş, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinde çalıştı, Antalya’da bölge gazetesi olan Akdeniz Atılım’ı yayın yaşamına başlattı ve bir süre genel yayın yönetmenliğini yaptı. 2001-2002 yıllarında Türkiye genelinde okurlarıyla buluşan Gazete Müdafaa-i Hukuk’u çıkardı. 9 yıla yakın bir süredir de Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapmaktadır. Bu 21 yıl boyunda basınla içli dışlı olan Yetkin, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal yaşamında derin izler bırakan olayları çalıştığı gazetelerin sayfalarına taşıdı. Bu arada basın dünyasında kilit yerlerde olan ve ünlenmiş kişileri de yakından tanıdı. Bu kitapta bir yandan bu olaylardan hâlâ güncel önem taşıyanlardan ya da toplumsal ve siyasal yapımızı biçimlendirmiş olanlardan kesitler bulacaksınız ve bir yandan da bu kişilerden Turhan Aytul, Güneri Civaoğlu, Uğur Dündar, Çetin Emeç, Fikret Otyam, Ertuğrul Özkök v.b.ni daha yakından tanıyacaksınız.

Kitapta, Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinin yaşadıkları daha ayrıntılı olarak ele alınmış bulunuyor. Çünkü, bu dergide neden yazmaya karar verdiğini açıklarken Tahsin Yücel’in dediği gibi “Günümüzün güçlü iletişim araçları her şeyi yozlaştırıp tek biçimliliğe indirirken, düşünce iletişimi, dolayısıyla da düşüncenin kendisini gittikçe zorlaştırırken, onların dümen suyunda gitmeyip, daha alçak gönüllü, ama çok daha dürüst bir iletişim aramak da bir erdemdi. En azından bir direnme çağrısı ve hâlâ direnenlerle birlikte bir direnme edimiydi.”

 

 

TÜRK - İNGİLİZ

SİYASAL İLİŞKİLERİ

(1929 - 1936)

234 SAYFA - 15 YTL

İngiltere, Birinci Dünya Savaşı ve arkasından Ulusal Kurtuluş Savaşımız sırasında düşmanımızdı, Lozan Antlaşması’nı ise istemiye istemiye imzalamak zorunda kalmıştı. Ancak,  Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi gereğince Türkiye başta Yunanistan olmak üzere bütün komşuları ve İngiltere ile dostluk ilişkileri geliştirecekti. Ancak, İngiltere bir süre daha dostça olmayan tutumunu sürdürecek, Kürt sorununu gündemde tutacak, Musul konusunda  diretecek ve Şeyh Sait isyanını kışkırtıp destekleyecekti. Ne var ki, bu sorunlar aşıldıktan sonra, İngiltere de, değişen dünya koşulları nedeniyle Türkiye ile iyi ilişkiler geliştirmeyi yeğleyecek, hatta Montrö  Antlaşması’na giden yolda Türkiye’nin yanında olacaktı. Ancak, bu arada İngiliz ticarî çıkarları ile Türkiye’nin çıkarlarını da bağdaştırmak gerekiyordu.

Elif Uyar, bu gelişmelerle ilgili kaynaklara ve İngiliz arşiv belgelerine ve İngiliz büyükelçilerinin hükümetlerine verdiği raporlara da dayanarak 1929-1936  döneminde düşmanlıktan belirli bir dostluğa dönüşen Türk-İngiliz siyasal ilişkilerini ele almış bulunuyor. Bu arada İngiltere’de gittikçe gelişen Atatürk hayranlığını da belgeliyor.

 

ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

 

 

OSMANLI DEVLETİ'NDE

ARAP MİLLİYETÇİ

CEMİYETLERİ

234 SAYFA - 15 YTL

Araplar, dört yüzyıl Osmanlı Devleti’nin çatısı altında yaşadılar. Arap kültürü, dili Osmanlı Devlet yaşamında çok önemli bir yer tutuyordu. Osmanlı, Araplar’ı “kavm-i necip” olarak adlandırıyor, Hz. Muhammed’in Arap olması nedeniyle de onları öteki uyruklardan üstün tutuyordu… “Kutsal Topraklar”, Araplar’daydı. Ne var ki, Hıristiyan misyoner okullarının da yönlendirmesiyle, çağın modasına uyarak ayrılıkçı milliyetçi düşüncelere kapıldılar, bağımsızlık sevdasına düştüler. Önceleri çeşitli “cemiyetler” çerçevesinde örgütlendiler, sonunda da Hıristiyan İngilizler’le anlaşarak isyan edip kutsal yerleri savunan Müslüman Türk askerlerine bile saldırdılar. Sonunda Osmanlı ordusu Arap topraklarından çekildi, ve onları yazgılarıyla baş başa bıraktı. Yazgıları ise, bağımsızlık değil, Avrupalı emperyalistlerin sömürgesi durumuna düşmek olacaktı. Bir Arap şairinin

 Hele toz duman bir dağılsın

Ata mı bindin eşeğe mi anlarsın

 Dizelerinin ne anlama geldiğini işte o zaman anladılar.

 

ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

 

 

İKTİDARA KARŞI

TÜRK

DİRENİŞ VE DEVRİMLERİ

- BAŞLANGIÇTAN ATATÜRK'E -

6. BASIM

İKİ CİLT 1034 SAYFA - 40 YTL

Türk toplumsal ve siyasal yapısı Asya’da biçimlendi. Bu yapı içinde Oğuz Türkleri, Büyük Selçuklu Devleti’ni kurdular. Ancak, egemen çevrelerin yabancılarla bütünleşip kozmopolitleşerek devletin kurucuları üzerinde baskı ve sömürü düzeni kurmaları üzerine, ayaklanan Oğuzlar bu devletin yıkılmasına yol açtı. Aynı süreç, bu kere Anadolu Selçukluları’nda yaşandı. Osmanlı Devleti ise, kısa sürede bir Türk devleti olmaktan çıkarak devşirmelerin ve giderek emperyalizmin işbirlikçileri gayrimüslimlerin eline geçti. Artık, Türkler “Etrak-ı bi-idrak” yani “kafasız, idraksız Türkler” diye nitelendiriliyor, sömürülüyor ve kitlesel kırımlara uğratılıyorlardı. Ne var ki, Anadolu Türkleri, bu baskıya ve zulme boyun eğmediler, direndiler, kendilerine yabancılaşan devlete arka arkaya başkaldırdılar. Kimi zaman Osmanlı ordularını yenilgiye uğrattılar ama sonunda hep kırıldılar, çocuk ve kadın denilmeden kılıçtan geçirildiler. Ama en sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde başarıya ulaşarak Osmanlı Devleti’ni tarihe gömdüler. Çünkü, Ulusal Kurtuluş Savaşımız, aynı zamanda Osmanlı’ya karşı da yapılmıştı ve onun içindir ki aynı zamanda “Anadolu İhtilali” olarak anılıyor.

Bu kitap, bu şanlı direnişlerin ve Osmanlı’nın kalıntılarını silmeyi amaçlayan Atatürk devrimlerinin, Türk’ün “Türk” olarak özgürce yaşamak istemesinin öyküsüdür.

 

ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

 

 

KIRILMA NOKTASI

1 MAYIS 1977 OLAYI

2. BASIM

145 SAYFA - 8 YTL

Demirel: “13 Eylül günü duran kan, 11 Eylül günü niye akıyordu? … Kanlar akıyordu, çünkü Sayın Evren’in Çankaya’ya çıkması gerekiyordu..” demişti.

Emperyalizmin Kenan Evren ve 12 Eylül darbecilerine verdiği görevi yerine getirebilmek için koşulların olgunlaşması, ortamın elverişli olması, bunun için ise anarşi ve terörün yaygınlaşması, gemi azıya alınması gerekiyordu. Kenan Evren’in kendisi bu gerçeği, “Artık vatandaş öyle bir hale gelecekti ki, ‘Lanet olsun, cumhuriyet geleceğine, ne gelirse gelsin, yeter ki sokağa rahat çıkalım, rahat gezelim, rahat ticaret yapalım’ diyecekti,” sözleriyle itiraf etmişti.

Bu süreç, 1 Mayıs 1977 katliamı ile başlamıştı. Başka bir deyişle, 1 MAYIS 1977 olayı, 12 Eylül 1980 darbesini hazırlayan gelişmelerin başlangıcıdır. Türk siyasal yaşamının “Kırılma Noktası”dır. Barış Yetkin bu kitabında yakın tarihimizin bu en karanlık noktasına ışık tutuyor.

 

  ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

 

ATATÜRK DÖNEMİNDE

DARÜLFÜNUN REFORMU

2. BASIM

145 SAYFA - 8 YTL

1922’den 1932’te kadar geçen dokuz yıl içinde Türkiye’nin bütün aydınları gözlerini Darülfünun’a diktiler. Her alanda devrimler geçiren yeni Türkiye’de Darülfünun’un, memleket hayatının genel gidişine uygun bir gelişme göstermesini beklediler… Lakin bütün bu ilgilere, bütün bu eleştirilere rağmen İstanbul Darülfünunu, Türk aydınlarının kendisinden iştirak ve ihtirasla beklediği iyiliğe, gelişme ve ilerlemeye eremedi.

Memlekette, sosyal, siyasi büyük devrimler oldu. Darülfünun bunlara karşı tarafsız bir gözlemci kaldı. Ekonomik alanda esaslı hareketler oldu. Darülfünun bunlardan habersiz göründü. Hukukta radikal değişiklikler oldu. Darülfünun yalnız yeni kanunları öğretim programlarına almakla yetindi. Harf devrimi oldu. Öz dil hareketi başladı. Darülfünun hiç tınmadı.

Yeni bir tarih anlayışı, milli bir hareket halinde bütün ülkeyi sardı. Darülfünun’da buna bir ilgi uyandırabilmek için üç yıla kadar uğraşmak ve beklemek gerekti. İstanbul Darülfünunu artık durmuştu, kendisine kapanmıştı. Vustai bir tecerrüt içinde dış âlemden elini ayağını çekmişti…

Bu hal karşısında İstanbul Darülfünunu ıslah etmek için yapılacak teşebbüslerin, önceleri yapılmış olanlar gibi semeresiz kalacağına kanaat getiren hükümet, bu müessesenin ilgasını teklif etmeği memleketin ilim ve irfanı için en kestirme hayırlı hareket saymıştır…

Mustafa Kemal Türkiyesi, bugün Gazi Şefi’nin elinden değerli bir armağan daha alıyor. İstanbul Darülfünunu kapanmış, İstanbul Üniversitesi açılmıştır. Yaşasın Üniversite!..

Dr.Reşit Galip

Milli Eğitim Bakanı

 

ÇIKTI !..

Kitabevlerinde

 

TÜRKİYE'DE SOL

TİYATRODA ROL

 

343 SAYFA - 15 YTL

Kitabın “Sunuş”unda şöyle diyor Mehmet Yalçın:

“Bu kitabın içeriği 1990 sonrasında Cumhuriyet gazetesi ile Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk dergisinde çıkan yazılarımdan seçilmiştir. Kimi küçük düzeltmeler dışında hiçbirinin özüne dokunulmadı. Yazıların sıralamasında konu yakınlığı göz önünde tutuldu. Yayın tarihi ve yeri her yazının sonunda belirtildi.

Kitabın adında kullandığım sol kavramı yazıların ortak paydasıdır;  genel yaklaşım biçimi eleştireldir. Sol sözcüğünü, bir dizi sınırlama ya da soyutlamalarla tartışma konusu yapılacak soyut bir siyasal felsefe terimi olmaktan çok, Cumhuriyet devrimlerinin içerdiği ilkeler bütünü anlamında kullanıyorum.

Bu ilkeleri savunmakla görevli saydığım Cumhuriyet Halk Partisi ile Cumhuriyet gazetesi en çok önemsediğim kurumların başında geliyor.”

 

ÇIKTI !..

Mayıs 2007'den itibaren kitabevlerinde

 

DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİNDE TBMM’NDE LAİKLİK TARTIŞMALARI

 

243 SAYFA - 15 YTL

CHP’nin son iktidar yıllarında kök salan karşıdevrim Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950’de iktidara gelmesiyle birlikte büyük bir ivme kazanmıştır. Özellikle, “dini kurtaran parti” olarak nitelendirilen DP, gerici zihniyeti güçlendiren uygulamaları gerçekleştirmiştir.

DP, “laiklik dinsizlik değildir”, “din irtica değildir” anlayışı ile, kurtarıcısı olduğu(!) dine sarılmış ve siyasi geleceğini bu yönde belirlemeye çalışmıştır. Kendisini tenkit eden aydın kesime sırt çevirmiş, gericilerle bir olmuş, onları teşvik etmiş, bu sebeple milli mücadele ruhunu öldürmüş, ülkeyi ayakta tutacak ve çağdaş medeniyet seviyesine eriştirecek  olan Atatürk ilkelerinden ayrılmıştır. Bugün gelinen noktada bu dönemin sorumluluğu açıkça görülmektedir.

DP’nin bu tutumu özellikle bu amaçla çıkarılan yasaların TBMM komisyon raporlarında ve genel kurul görüşmelerinde çok açık bir biçimde belirginleşmiştir. Tutanaklara geçen bu raporlar ve görüşmeler kimsenin yadsıyamayacağı tarihsel kanıtlardır.

Elinizdeki kitapta Sevgi Kocaçimen özenli bir çalışmayla bu kanıtları sistematik bir biçimde okura sunuyor ve günümüzdeki gelişmelerin köklerinin nerelere uzandığını gözler önüne seriyor.

 

ÇIKTI !

KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ...

 

Bireysel Dindarlık mı Kamusal Dinsellik mi?

 “BAŞÖRTÜSܔ SÖYLEMİNİN DİNSEL TEMELSİZLİĞİ

VE İSLAM FELSEFESİ

AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ

 

114 SAYFA - 8 YTL

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr.Şahin Filiz, İslam’ın özgün kaynaklarından hareketle “türban”ın İslam’da yeri olmadığını, dinden sapma niteliğini taşıdığını kanıtlamakta ve şu sonuca ulaşmaktadır:

“Siyasallaşan ve seçkinci bir kamusal dinsellik alanını gittikçe ‘ötekiler’ aleyhine genişleten başörtüsü söylemi, İslam’ın ahlaki ve medeni özünü gölgelediği gibi, bugün, tüm ABD, AB yanlısı ve küresel ılımlı İslam söyleminin yerli işbirlikçileri için, emperyalist ve mandacı tuzağın halk yığınları nazarında meşruiyetini sağlayan ‘İslami’ makyajla servis edilmesini de kolaylaştırmaktadır. Avrupa Birliği, ABD kaynaklı ılımlı İslam propagandası ve dinler arası diyalog faaliyetleri, “Başörtüsüne özgürlük” talepleriyle çakışan bir sürecin temel parametreleri olarak ‘İslami kesim’de dinsel olarak onaylanmış ve sindirilmiştir. Ülkemizi ve Türk ulusunu parçalamayı amaçlayan AB’ne ve onun ülkemizdeki sivil uzantılarına karşı çıkmak, başörtüsü özgürlüğüne ve doğal olarak da İslam’a karşı çıkmakla bir tutulmak için, başörtüsü söylemi, Milli devlete muhalefetin dinsel motifi olarak işlevselleştirilmektedir.”

   

ÇIKTI !

KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ...

 

 

ATATÜRK,

DİN VE LAİKLİK

 

Doç.Dr.Şahin Filiz - Prof.Dr.Nadim Macit

Prof.Dr.Ali Sarıkoyuncu - Cemal Şener

Prof.Dr.Çetin Yetkin

 

84 SAYFA - 5 YTL

Küçük ama son derece önemli saptama ve bildirimleri içeren bu kitap, 21 Şubat 2008 tarihinde Akdeniz Üniversitesi’nde “Atatürk, Din Ve Laiklik” adıyla yapılan açık oturumun tutanaklarıdır. Bu açık oturumda ülkemizdeki irticai gelişmeler din bilginleri ile tartışılarak olup bitenlerin arkasında ne var, işin içyüzü nedir, ortaya konulmuştur.

Açık oturuma katılan dört konuşmacımızdan üçü, Prof. Dr. Ali Sarıkoyuncu, Prof. Dr. Nadim Macit ve Doç. Dr. Şahin Filiz, İmam-Hatip Okulu mezunudur. Macit ve Filiz, İlahiyat Fakültesi’ni bitirmişlerdir ve şu an ikisi de iki ayrı İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesidirler. Sarıkoyuncu ise, Cumhuriyet Tarihi üzerinde uzmanlaşmıştır ama uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı’nda üst düzeyde görev yapmıştır. Kısacası, başbakanın istediği gibi, üçü de “ulema”dandır. Ve yine kendiliğinden anlaşılabileceği gibi üçü de “Sünni”dir. Sünni bakış açısı dışında Aleviler’in de bu gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini Alevi yazar ve araştırmacı Cemal Şener dile getirmiştir. Açık oturumu Prof. Dr. Çetin Yetkin düzenlemiş ve yönetmiştir.

   

ÇIKTI !

KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ...

 

 

Dağılan Yugoslavya Sonrası

KOSOVA VE MAKEDONYA

TÜRKLERİ

 

Bilgin ÇELİK

 

180 SAYFA - 12 YTL

Bu çalışma yaklaşık 15 yıldır güncelliğini koruyan Yugoslavya’nın dağılma sürecini ve bu gelişmenin Kosova ve Makedonya’da yaşayan Türkler üzerinde yarattığı etki­leri değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

Yazar, özellikle çeşitli dönemlerde Türkiye’ye yapılan göçler, basın-yayın etkinlikleriyle Türk kimliğini ayakta tutma savaşımları ve Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Kosova ve Makedonya Türkleri’nin bölgede yükselen milliyetçilik akımları arasında sıkışıp kalmalarını, karşılaştıkları sorunları, yaşadıkları sıkıntıları ortaya koymaktadır.

Yazar, Balkanlara yönelik AB politikasının bölgeyi önce küçük ulus-devletlere ayırmayı ve daha sonra kendi sistemi içine dahil etmeyi amaçladığını, Karadağ’ın ve Kosova’nın bağımsızlıklarını ilan etmeleri konusundaki yaklaşımları bu politikanın açık bir göstergesi olduğunu ortaya koymaktadır.

   

ÇIKTI !

KİTAPÇINIZA ISRARLA SORUNUZ...

 
 

ŞUBAT 2008 İTABİRİYLE

E-POSTA ADRESLERİMİZ DEĞİŞİYOR!!!!

YENİ E-POSTA ADRESLERİMİZ:

mudafaaihukuk@mudafaaihukuk.com - haydarcakmak@mudafaaihukuk.com

ÇOK YAKINDA ÇIKACAK KİTAPLARIMIZ

ZİYA GÖLALP -    KÜÇÜK MECMUA

YENİDEN ANADOLU VE RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK YAYINLARI’NDAN

KİTAP KAMPANYASI

 Kampanyaya katılmak için lütfen listeden işaretlediğiniz kitapların bedelini posta çeki hesabına (Çetin Yetkin – 1119234 numaralı hesap) veya banka hesabına (Haydar Çakmak – İş Bankası Antalya Şubesi 3047921 numaralı hesap) yatırabilirsiniz. Kitap listenizi ve dekontunuzu 0242-2289419 numaralı telefona fakslayabilir veya mudafaaihukuk1@superonline.com adresine e-posta ile gönderebilirsiniz.

 

Siparişleriniz 3 iş günü içinde adresinize ulaşacaktır.

 

Kitap siparişleri için lütfen ANTALYA MERKEZ ile bağlantı kurunuz...

Ayrıca, Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk TEMSİLCİLERİNDEN, dergi satış noktalarından ve diğer kitapçılardan sorabilirsiniz.

DERGİ VE KİTAPLARIMIZI SATAN KİTABEVLERİ

VE

ON-LİNE SATIŞ YAPAN İNTERNET SİTELERİ İÇİN TIKLAYINIZ

   Telefon: 242-228 94 18 Faks: 242-2289419 

Kitap ve dergi dağıtım için:   mudafaaihukuk1@superonline.com

 

ŞUBAT 2008 İTABİRİYLE

E-POSTA ADRESLERİMİZ DEĞİŞİYOR!!!!

YENİ E-POSTA ADRESLERİMİZ:

mudafaaihukuk@mudafaaihukuk.com - haydarcakmak@mudafaaihukuk.com